Alıntı:
İlk Gönderen eFe
Sağ ve solun tarihsel kökeni oturma düzenine indirgenecek kadar basit değil. Modern anlamıyla sağ-sol ayrımı en belirgin biçimini 1789’daki Fransız Devrimi sırasında almıştır; mecliste kralın yetkilerini savunanlar sağda, halk egemenliğini savunanlar solda oturuyordu. Yani mesele yalnızca ‘kim nerede oturdu’ değil, hangi toplumsal düzeni savunduğuydu.
Ayrıca bir partinin işçi ya da emekçi hakkını savunması, onu otomatik olarak ‘sol’ yapmaz. Siyaset ideolojilerden beslenir ama tek bir başlıkla tanımlanmaz. Sosyal politika üretmek başka şeydir, sistem tasavvuru başka şey. Sağ gelenekten gelen bir parti sosyal adalet vurgusu yapabilir; bu, ideolojik olarak sol olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde sol gelenekten gelen bir yapı da piyasayı tamamen reddetmeyebilir.
Kısacası sağ-sol ayrımı bir sembolden doğmuş olabilir; fakat bugün geldiği nokta, tarihsel, ekonomik ve felsefi bir birikimin sonucudur. Siyaseti bir oturma planına indirgemek, yüzyıllık düşünsel tartışmayı fazlasıyla basitleştirmek olur
|
Oturma düzenine indirgemiyorum, sadece çıkış noktasını anlatıyorum. Solun anlamı işçi ve emekçilerin haklarını savunmaktır. Kimi kendisini sol diye adlandıran partilerin farklı ideolojileri olabilir. Onlara bakarak solu konumlandıramazsın.
__________________
İstemem! Eksik olsun!
Tahtlarınız, şanınız, sahte zaferleriniz!
Bir tek onurum yeter bana
Yalnız ölsem de eğilmem asla!