<?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?>

<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
	<channel>
		<title>IRCdForum.Net - Serbest Kürsü</title>
		<link>https://www.ircdforum.net/</link>
		<description>Her telden, serbest alan. Kafanıza göre.</description>
		<language>tr</language>
		<lastBuildDate>Fri, 17 Apr 2026 13:17:48 GMT</lastBuildDate>
		<generator>vBulletin</generator>
		<ttl>60</ttl>
		<image>
			<url>https://www.ircdforum.net/images/misc/rss.jpg</url>
			<title>IRCdForum.Net - Serbest Kürsü</title>
			<link>https://www.ircdforum.net/</link>
		</image>
		<item>
			<title>tam çekirdeği çıkarmıştım.</title>
			<link>https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/9866-tam-cekirdegi-cikarmistim.html</link>
			<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 22:31:45 GMT</pubDate>
			<description>Resim: https://www.ircdforum.net/images/uploads/1776378700-4-415228.jpg</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><img src="https://www.ircdforum.net/images/uploads/1776378700-4-415228.jpg" border="0" alt="" onload="NcodeImageResizer.createOn(this);" /></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Renksiz</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/9866-tam-cekirdegi-cikarmistim.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Sanal Aşk Mezarlığı</title>
			<link>https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/8700-sanal-ask-mezarligi.html</link>
			<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 05:35:45 GMT</pubDate>
			<description>Kimse Masum Değil 
Sanalda herkes aşık. 
Ama kimse karakter sahibi değil. 
İlk gün ruh eşi, 
üçüncü gün bağımlılık, 
yedinci gün bahaneye bağlanan...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Kimse Masum Değil<br />
Sanalda herkes aşık.<br />
Ama kimse karakter sahibi değil.<br />
İlk gün ruh eşi,<br />
üçüncü gün bağımlılık,<br />
yedinci gün bahaneye bağlanan bir yok oluş.<br />
Ve en komiği:<br />
Herkes kendini iyi sanıyor.<br />
Değil.<br />
Sadece yakalanmamış.<br />
Hayaletler var.<br />
Yazar, sever gibi yapar, umut verir…<br />
Sonra gider.<br />
Açıklama yok.<br />
Vicdan yok.<br />
İz yok.<br />
Bir de daldan dala atlayan sanal maymunları var ki, evlere şenlik. <br />
Aynı anda 5 kişi , herkese aynı cümle,<br />
herkese aynı “özel” hissi.<br />
Seçmezler.<br />
Sadece oyalanırlar.<br />
Sonra bunlar birbirine denk gelir.<br />
Biri kaybolur , diğeri bekler.<br />
Sonra roller değişir.<br />
Çünkü burada kimse masum değil.<br />
Sadece sırası gelmemiş.<br />
Gerçek:<br />
Seninle konuşurken başkasıyla da konuşuyordu.<br />
Gerçek:<br />
Sana yazdığı şeyleri daha önce de yazdı.<br />
Gerçek:<br />
Sen farklı değildin.<br />
Sadece denk geldin. <br />
Gerçek :<br />
Sanaldaki herkes, kendi editlediği karakterle orda. <br />
Ve en sinsi olanı şu:<br />
Kimse seni kırdığını düşünmüyor.<br />
Çünkü kimse seni<br />
gerçekten umursamadı.</div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Revna</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/8700-sanal-ask-mezarligi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kendi İnsanını İnşa Eder...</title>
			<link>https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/8397-kendi-insanini-insa-eder.html</link>
			<pubDate>Sat, 04 Apr 2026 21:11:20 GMT</pubDate>
			<description>*insan anlaşılmak isteyen bir varlıktır. Tek başına hayatını idame ettirmesi fıtratına uygun değildir. Sosyal hayatın içinde bulunma zorunluluğu, çok...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><div align="center"><font color="SlateGray">insan anlaşılmak isteyen bir varlıktır. Tek başına hayatını idame ettirmesi fıtratına uygun değildir. Sosyal hayatın içinde bulunma zorunluluğu, çok farklı insan hayatlarının doğrudan veya dolaylı olarak temas ve etkileşim halinde olması demektir. İnsan ferdi veya kurumsal temelde gerçekleşen her türlü etkileşim çerçevesinde hem başkalarını etkileme hem de başkalarından etkilenme durumundadır.<br />
<br />
Düşünen, akleden, üreten bir varlık olarak milyarlarca benzeri içinde kendi olarak var olması ve bir fark ortaya koyması, yaşadığı hayatın anlam kazanması açısından önemlidir. Bunun için de kendisini farklı kılan duygu ve düşünce birikiminin başkalarında yankı bulması, başka bir ifadeyle var olduğunu ve anlaşıldığını hissetmesi noktasında değer kazanmaktadır. Ancak başkaları tarafından anlaşılmak istemenin yanı sıra onları anlama çabası içinde olmanın da gerekli olduğu unutulmamalıdır.<br />
<br />
Başkalarıyla ilişkide bu şekilde karşılıklı ve dengeli bir yaklaşım sahibi olunmaması, sarkacın ya hep anlaşılma beklentisi ya da kendini öteleyerek hep başkalarını anlama ve anlayış gösterme çabası gibi iki uç arasında salınmasına benzetilebilir. O halde insanın kişisel ilişkilerde de toplumsal yapının kurumları aracılığı ile gerçekleşen ilişkilerinde de kendinden hareketle yani “insan” olma temelinde empati duygusunu devreye sokarak bir düzenleme yapması son derece önemlidir diyebiliriz.<br />
<br />
***<br />
<br />
İnsanın, insana ve hayata nasıl bir perspektiften baktığı onun başkalarıyla olan ilişkisini etkileyen önemli bir unsurdur. İslam bakış açısını şekillendiren ana kaynak olan vahyin, insanoğlunu bizzat kendini, hayatı, kısaca varlığı, Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla okumaya davet eden ilk hitabının, herhangi bir ön sıfat veya etiket belirtmeksizin, insanlığın içinden çıkarılmış bir insanın şahsında tüm insanlığa yapılmış olması manidardır.<br />
<br />
Yine “Renklerinizin ve dillerinizin farklı farklı olması O’nun ayetlerindendir” mealindeki ayet (Rum Suresi, 22) ile son vahyi insanlığa ulaştıran ve yaşadığı hayat ile “güzel bir örneklik” bırakan Peygamber Efendimizin (sav) son tavsiye ve uyarılarını ifade buyurduğu Veda Hutbesi’nde defalarca “Ey insanlar!” şeklinde hitap ederek konuşması ve “Ey insanlar! Şunu iyi biliniz ki, Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap’a, beyazın siyaha, siyahın beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.” şeklindeki sözleri, “yaratılmış” ve “insan” olmak noktasında ortak paydamıza dikkat çeken ve birbirimizle muhataplığımızda bakış açımızı şekillendirmesi gereken prensipler olarak anlaşılmalıdır.<br />
<br />
İslam perspektifinden bakıldığında Hz. Ali’nin (ra) “İnsanlar senin ya dinde kardeşin ya da hilkatte eşindir” sözüyle ifade ettiği bir anlayıştan söz etmekteyiz. İnsanı atomize bireyler haline getiren ve yalnızlaştıran modern düşüncenin aksine, inananların aynı inancı paylaştıkları kardeşlerine veya insan olmaları hasebiyle ulaşabildikleri her insana karşı “iyilikle emretme kötülükten nehyetme” gibi bir sorumluluğu vardır. Vazife ve sorumlulukların unutturulup sürekli özgürlük vurgusunun yapıldığı ve bir yanlış karşısında uyarı gibi çok masum müdahalenin bile özgürlüklere saldırı olarak algılandığı seküler toplumlarda, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” ya da  “ötekinin acısı” bahanesi ile bencilliği meşrulaştıran tavırlara mukabil bunlara duyarsız kalamayacak bir insan profilinin var olması ancak farklı medeniyet kodları ile insana ve hayata bakmanın bir neticesi olabilir.<br />
<br />
Sabır, hoşgörü, nezaket, iyilikle muamele, diğerkâmlık, fedakârlık, paylaşma gibi erdemlerin temelinde de başkalarıyla yatay düzlemde gerçekleşen ilişkilerin sadece bu boyutla ilgili olmadığı, yaşananların olan bitenin insanın Yaratıcı ile olan dikey ilişkisinde muhakkak bir izdüşümü olduğuna dair inancın yer aldığını ifade etmek gerekir.<br />
<br />
***<br />
<br />
İnsanların birbiri ile “imtihan edildikleri” inancı ilişkilerde belli bir tavrı takınırken sadece imtihan sorusuna takılmayıp “İmtihan Eden”i de düşünmeyi gündeme getirir ve dışarıdan bakıldığında hiç de “rasyonel” görünmeyen tutum ve davranışlar ortaya konabilir. Nitekim 19. yüzyıla damgasını vuran ilerlemeci pozitivist anlayışa göre toplumların teolojik, metafizik aşamalardan geçerek bilimsel düşüncenin hâkim olacağı pozitivist evreye geldiklerinde gelenekseli temsil eden kurumların da geride bırakılacağı iddiası taşımaktaydı. Oysa bu kurumlardan aile insanın başkalarıyla ilişkisinin temellerinin atıldığı yani sosyalleşmenin ilk olarak gerçekleştiği yer olarak bugün de önemini korumakta ve ailesi için “rasyonel” kalıplar içinde değerlendirilemeyecek hizmet ve fedakârlıkta bulunan ebeveyn tutumlarının açıklanması ve anlamlandırılması noktasında farklı bir izah biçimine ihtiyaç vardır. Yine kazancında başkalarının hakkı olduğu düşüncesiyle ve “Mülkün Asıl Sahibi”nin rızasını gözeterek kendisine emanet edilenlere bir şükür ifadesi olarak elindekileri başkalarıyla paylaşmaya sevk eden bir inancın şekillendirdiği toplumsal yapıyla ilgili çalışmalarda da insanı “kâr-zarar” hesabı sonunda, kârı maksimize zararı da minimize edecek şekilde davranacağını varsayan yaklaşımların tek başına yeterli izahı yapamayacağı aşikârdır.<br />
<br />
***<br />
<br />
Her medeniyet kendi insan, hayat ve varoluş tasavvurunu ifade eden kavramlar çerçevesinde bir anlam dünyası sunar ve buna uygun bir toplum inşa eder.<br />
<br />
Toplum yapısının ve toplumsal kurumların inşasında aktif özne insan olduğuna göre farklı medeniyetlerin anlaşılması için öncelikle nasıl bir insan tasavvuruna sahip olduklarının bilinmesi önemlidir.<br />
<br />
İnsanın kendisiyle ve başkalarıyla barışık, kendi için istediğini başkaları için de isteyen ve kendisine yapılmasını istemediği şeyleri başkasına yapmayan, sorumluluk ve emanet bilinciyle hareket eden İslam insanının ait olduğu medeniyet dünyasının, bu gibi değerlerini yaşatması halinde gittikçe tek tipleşen insanlığa farklı bir ilişki biçimi ve toplum modelinin de olabileceğine dair bir pencere açılmış olacaktır.. Keyfler olsun Saygılar...</font></div></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>NaGMe</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/8397-kendi-insanini-insa-eder.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Diyecek kelimesi olan var mı ?</title>
			<link>https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/8175-diyecek-kelimesi-olan-var-mi.html</link>
			<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 23:45:03 GMT</pubDate>
			<description>https://www.instagram.com/reel/DWpMZ7pCOBE/?igsh=ZHV2a2JsaHgyYWpi</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><iframe width="400" height="480" src="https://www.instagram.com/reel/DWpMZ7pCOBE/embed/" frameborder="0" scrolling="no" allowtransparency="true" loading="lazy"></iframe></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Üzüm</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/8175-diyecek-kelimesi-olan-var-mi.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Evde çöp dök desen beli ağrıyanlar</title>
			<link>https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/8110-evde-cop-dok-desen-beli-agriyanlar.html</link>
			<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 16:09:42 GMT</pubDate>
			<description>https://vt.tiktok.com/ZSHrLM9a6/</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><iframe width="340" height="740" src="https://www.tiktok.com/player/v1/7623753842349411604" frameborder="0" allowfullscreen loading="lazy"></iframe></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>Üzüm</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/8110-evde-cop-dok-desen-beli-agriyanlar.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>HakLı...</title>
			<link>https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7853-hakli.html</link>
			<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 22:54:37 GMT</pubDate>
			<description>*Hakkımızı teslim etmesini beklediklerimizin aslında hakkımızı bizzat yiyenler olması ne acı. Hayatın en trajikomik paradoksu. En çok da kadın erkek...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><div align="center"><font color="SlateGray">Hakkımızı teslim etmesini beklediklerimizin aslında hakkımızı bizzat yiyenler olması ne acı. Hayatın en trajikomik paradoksu. En çok da kadın erkek ilişkilerindeki hali yıkıcı ve insan “ben bunu hak etmiyorum diyerek ve karşısındakinin yaptığı haksızlığı fark etmesini bekleyerek bir ömrü tüketebiliyor.<br />
Benim önerim şu: siz kendi iyi niyetinizden, haklı olduğunuzdan eminseniz ve vicdanınız rahatsa kendinizi anlatmayı bırakın. Eğer karşınızdaki kişi sizin hatalı, suçlu ya da kötü olduğunuzu düşünüyorsa; yani hakkınızı yiyorsa ve her seferinde “bak yanlış anlıyorsun, benim niyetim şöyleydi, o böyle yaptığı için ben mecbur kaldım…. “ ve daha bunun gibi kendinizi anlatmanız gerekiyorsa, yine de haklısın demiyorsa ama en azından suçlamayı bırakıyor diye buna da razı oluyorsanız orada bir durun. Birinin sizin hakkınızdaki düşüncelerini değiştirmeye çalışarak bir ömür geçmez. Çabalamayı bıraktığınızda olabilecekleri göze alın. Sizi yanlış anlamakta, suçlamakta, eleştirmekte ısrar eden insanlardan ayrılın demiyorum. Çünkü hakkınızda kötü düşünmesine bile tahammül edemediğiniz birinden ayrılmaya zaten dayanamazsınız. Onaylanmadığımız yerden gidemiyoruz ne yazık ki. Hakkımızı teslim etmelerini umut ederek değil, o kişiden alabileceğimiz bir şey olmadığını idrak edip, geri çekilmeyi öğrenerek bu sarmaldan çıkabiliriz. Sen ne yaptın ki diyenlere yaptıklarınızı, sen ne çektin ki diyenlere çektiklerinizi, hiç idare etmedin ki diyenlere katlandıklarınızı anlatmaya kalkmayın. İkna olmayacaklar. Sadece sinirlerinizi daha çok bozacaklar. Sihirli sözcüğümüz “peki” olsun. Sonrasını sonra düşünürsünüz...</font></div></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>NaGMe</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7853-hakli.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Çoktan Bitmiş...Bir ilişkiyi bitirmek neden zor?</title>
			<link>https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7852-coktan-bitmis-bir-iliskiyi-bitirmek-neden-zor.html</link>
			<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 22:53:04 GMT</pubDate>
			<description>*Sorunlu bir ilişkiyi sürdürmek bildiğiniz tek yaşam haline geldiğinde mesele sadece ilişkiyi bitirmek değildir. Zor bir insanla uzun yıllar...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><div align="center"><font color="SlateGray">Sorunlu bir ilişkiyi sürdürmek bildiğiniz tek yaşam haline geldiğinde mesele sadece ilişkiyi bitirmek değildir. Zor bir insanla uzun yıllar mücadeleyle geçen bir ilişki sürdürdüğümüzde bildiğimiz tek şey bu olur.<br />
O insanla didişmek, onu ikna etmeye çalışmak, ona darılmak, onun yaptıklarına üzülmek, onun yol açtığı sorunları çözmeye çalışmak hayatınızın tamamını kaplar. Bir ilişkiyi bitirmenin en zor yanı budur.<br />
<br />
Peki sonra ne olacak?<br />
Dünya artık yabancı bir yerdir. Hayat nasıl yaşanır bilmiyoruzdur. İşte o nedenle bir ilişkiyi bitirme kararı alıp harekete geçmeden önce kendimizi hayatla buluşturmamız önemli. Her gün masamızı dolduran sorunları elimizle bir tarafa çekip kendimize yer açmaya başlayabiliriz. Kendimize dair yapacaklarımızı ilişki hala devam ederken yapabiliriz. Hayatımızın tamamını o ilişkinin bitmesine ya da düzelmesine bağlayarak yaşayamayız. Tüm sorunlara rağmen kendimize yer açmak ne demek? Kendimize yatırım yapmak demek. Odağımızı kendi yeteneklerimize, kendi hakkımızda unuttuklarımıza, hayallerimize çevirmek demek. Yarım bıraktığımız okulu dışarıdan bitirmek, terapiye başlamak, örgü örmeyi öğrenmek, dil kursuna gitmek, yemek okuluna yazılmak, evde bir şeyler üretip satmak, yürüyüş yapmak… illa bunlar demiyorum.<br />
Hepimizin gömülü kalmış hayalleri de özlemleri de kabiliyetleri de farklı.<br />
Her sabah aynada kendimizle göz göze gelerek başlayalım.<br />
İçimizde uyanan hasretler bize fısıldamaya başlayacak. Kendimize bakalım.<br />
Sadece kendi yolumuza gidip hayatla yeniden buluşalım..</font></div></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>NaGMe</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7852-coktan-bitmis-bir-iliskiyi-bitirmek-neden-zor.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Destekleyici İç ses...</title>
			<link>https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7851-destekleyici-ic-ses.html</link>
			<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 22:50:52 GMT</pubDate>
			<description>*Soru şöyle: “Kızım yere düştüğünde canı yanmamış olsa bile çok ağlayıp benim onu yerden kaldırmamı istiyor.Sizce gidip yerden kaldırmalı mıyım?...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><div align="center"><font color="SlateGray">Soru şöyle: “Kızım yere düştüğünde canı yanmamış olsa bile çok ağlayıp benim onu yerden kaldırmamı istiyor.Sizce gidip yerden kaldırmalı mıyım? Nasıl davransam daha doğru olur.”<br />
“Kucağa alıştırma sonra hep ister” cümlesiyle başlayan çocuk yetiştirme maceramız,<br />
“Çok sevme şımarmasın”<br />
“Burnu sürtsün öğrensin”<br />
“Yardım etme tembelliğe alışmasın sorumsuz olmasın.”<br />
“Bırak kendi yapsın, yardım etme yapamazsa canı yansın öğrensin”<br />
“Düşerse kaldırma. Bak avrupalının çocuğuna. Hiç yardım ediyor mu.<br />
Çocuk düşüyor kalkıyor”.<br />
İyi mi yapıyor acaba Avrupalı. Burada çocuğa aslında nasıl bir mesaj veriliyor?<br />
“Aman çocum bu hayatta yalnızsın. Düşenin dostu olmaz, kimse senin elinden tutmaz. Ben anan olarak kaldırmıyorum ki diğerlerini sen düşün. Başının çaresine baktın baktın, bakamadın yandın.” Diyi verin daha iyi.<br />
Çocuğunuz düşerse kaldırın. Daha doğrusu ağlıyorsa ve kaldırmanızı istiyorsa “aaaa ama bir şey yok sen kendin kalkabilirsin, hadi ağlama bakayım, ne olacak o kadar düşmekten” demeyin. Yardım isterse gidin. İstemezse gitmeyin abartmayın durumu o ayrı..<br />
<br />
<br />
Yardım istiyorsa yardım edin. Aaa ama sen bunu kendin halledebilirsin demeyin. Özgüven yüklemek için doğru zaman çocuğun size ihtiyaç duyduğu zaman değildir..<br />
<br />
Çocuğunuza verdiğiniz destek onun geleceği için yaptığınız yatırımdır.<br />
Çocuklarınıza destek olursanız onlar gelecekte kendilerini desteklemelerini sağlayacak tohumları ekmiş olursunuz. Aksi takdirde çocuklen destsklenemeyen çocuk büyüdüğünde destek ihtiyacını dışarıda arar. <br />
<br />
 Çocuk tutunacak dal aradığında bağımlı yapan maddelere sığınıyor. Çünkü insanın ben bu dünyada tek başımayım duygusuyla baş etmesi imkansız<br />
Çocuğunuza verdiğiniz iyi mesajlarda kötülerde onunla beraber kalacak. Siz bu dünyadan gitseniz bile onun içine ektiğiniz tohumlar onunla hep yaşayacak. Çocuğunuza bırakacağınız en değerli miras onun içine yerleştirdiğiniz destekleyici bir iç sestir...</font></div></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>NaGMe</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7851-destekleyici-ic-ses.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Herşey Birden Kötü Olamaz...</title>
			<link>https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7850-hersey-birden-kotu-olamaz.html</link>
			<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 22:47:30 GMT</pubDate>
			<description>*Her şey birden çok kötü olamaz. Hayatımızdaki zorluklar ne kadar ağır olursa olsun iyi giden bir şeyler vardır. İyi ve kötü içinde yaşadığımız...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><div align="center"><font color="SlateGray">Her şey birden çok kötü olamaz. Hayatımızdaki zorluklar ne kadar ağır olursa olsun iyi giden bir şeyler vardır. İyi ve kötü içinde yaşadığımız hayattan çok o hayatı izleyen gözlerimizde saklıdır. Mutsuzluğumuzun sebebi her şeyin çok kötü gitmesi değil, kötü giden az sayıda şeyi çok abartıyor oluşumuz olabilir. İnsanları oldukları gibi kabul edemediğimizde, değişmeyeceklerini bile bile akıntıya karşı kürek çektiğimizde ve en çok da sevginin gücü her şeye yeter sandığımızda her şey olduğundan daha da kötü görünebilir.<br />
<br />
          Paylaşmak Güzeldir !</font></div></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>NaGMe</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7850-hersey-birden-kotu-olamaz.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Sevgini bedeli bu mudur ?</title>
			<link>https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7849-sevgini-bedeli-bu-mudur.html</link>
			<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 22:45:22 GMT</pubDate>
			<description>*Ruhen ve kalben bizi en çok ne yoruyor biliyor musunuz? Ve hatta tüketiyor. Birincisi gitmek isteyen insanları hayatımızda tutmak için gösterdiğimiz...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><div align="center"><font color="SlateGray">Ruhen ve kalben bizi en çok ne yoruyor biliyor musunuz? Ve hatta tüketiyor. Birincisi gitmek isteyen insanları hayatımızda tutmak için gösterdiğimiz çaba. İkincisi de olanın olduğunu, gidenin gittiğini, mücadeleyi kaybettiğimizi kabullenememek.<br />
<br />
Kaybolan yıllar, yitirilen gençlik, güzellik geri gelmeyecek. Bunları verdiğiniz insanlar hepsini harcadılar çünkü. Daha acısını söyleyeyim. Sizden aldıklarını sizi haz etmeyen ve sizin haz etmediğiniz insanları mutlu etmek için harcadılar belki de.<br />
<br />
Biz buna neden izin verdik peki. Düşününce insanın aklı almıyor değil mi? Bir kere değil, iki kere değil. Yıllar hatta on yıllar boyu katlandığımız istismar, saygısızlık, eleştiri, küçük düşürülme, hor görülme, aklımızda dalga geçilmesi. Buna katlanan bizler aptal değiliz, değersiz değiliz, akılsız değiliz, bunların bir zerresini hak etmiş değiliz. Peki neden bu gerçeği göremedik? Neden bu kadar geç olmadan dur diyemedik? Neden bazılarımız bunu hala göremiyor? Çünkü bunu sevgi sanıyoruz.<br />
<br />
Bir şeye katlanıyormuşuz ya da kötü muamele görüyormuşuz gibi gelmiyor. Sevginin bedelinin bu olduğuna inanıyoruz. Annemiz de bunu yapmış, kardeşlerimiz de. Kanıksamışız. Başka türlüsünün olabileceğine ihtimal dahi vermemişiz. Başımızı sudan çıkarmaya her cüret edişimizde hadsizlikle suçlanmışız. “Yalnız öleceksin, ne sanıyorsun kendini, çok değiştin, sonra ağlayarak gelme, sana öyle geliyor, amma abarttın, çok takıyorsun, kimlerin aklına uyduysan pişman olacaksın, sana gaz verenler yanında olacaklar mı bakalım… “ ve daha neler duydunuz da korkudan buz kestiniz. Vazgeçtiniz, pes ettiniz, başa döndünüz, zalimlerin kucağına düştünüz.<br />
<br />
Korku filmi gibi pek çok kadının aile içinde yaşadıkları. Yazarken irkiliyorum. Tek bir şey var gerçek olan. Bize Allah’ın emaneti olan bu canı korumak zorundayız. Bedenimiz, aklımız, ruhumuz, kalbimiz hepsi Allah’ın emaneti. Kendimizi kimseye emanet edemeyiz. Bu yola devam edeceğiz. Bizden çoktan vazgeçmiş olanlara tutunmadan. Zaten gitmek isteyeni kalmaya zorlamadan. Aynı insanlarla cebelleşip durmadan. Kaybettiklerimizin yasını tutarak başlayabiliriz. Kararlar alıp harekete geçmeye cesaret edebiliriz. Hayatın içinde kendimize yer açabiliriz.<br />
<br />
Hepsini arkada bırakıp yüzümüzü hayata dönebiliriz.<br />
Yanılabiliriz, fikir değiştirebiliriz, hata yapabiliriz. Ama en azından biliriz ki sadece ve sadece kendi yaptığımız hatanın bedelini ödüyoruz, kimsenin değil..<br />
Her şey gönlünüzce olsun. Allah’ emanet olun...</font></div></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>NaGMe</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7849-sevgini-bedeli-bu-mudur.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Çocukları Travmatize Eden Gerçek Ne?</title>
			<link>https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7848-cocuklari-travmatize-eden-gercek-ne.html</link>
			<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 22:43:25 GMT</pubDate>
			<description>*Hayatta mutsuz, gergin, öfkeli bir anne kadar travmatize edici çok az şey vardır. 
Oysa anneler, çocuklarının travmatize olmasından en çok korkan...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><div align="center"><font color="SlateGray">Hayatta mutsuz, gergin, öfkeli bir anne kadar travmatize edici çok az şey vardır.<br />
Oysa anneler, çocuklarının travmatize olmasından en çok korkan kişilerdir.<br />
Bu korkuyla onları sürekli “korumaya” çalışırlar:<br />
Arkadaşlardan, öğretmenlerden, komşulardan, akrabalardan…<br />
<br />
Ama en büyük travmalar dışarıdan değil, içeriden gelir.<br />
Travmayı en çok yaşatanlar, çocuğu en çok sevenler olabilir:<br />
Anne-babalar.<br />
<br />
Çocuklar, onlara nasıl davranıldığı kadar, anne-babanın kendine nasıl davrandığını da izler.<br />
Eğer anne kendine kötü davranıyorsa, yorgunsa, sürekli mutsuzsa, bastırılmış öfkesiyle dolaşıyorsa, çocuk bunu içine çeker.<br />
Anne çocuğu korumaya çalışırken, kendi çözülmemişliğini çocuğa devreder.<br />
<br />
Travmadan bu kadar korkarken, aslında onu üretmeye başlarız.<br />
<br />
Çocuk üzüldüğünde hemen dış dünyayı düzeltmeye çalışırız:<br />
“Kim seni üzdü? Öğretmen mi? Diğer çocuklar mı? Oyuncağını mu almadılar?”<br />
Ama esas olan, çocuğun duygusuna eşlik etmektir.<br />
Çünkü çocuklar sadece başkalarının davranışlarından değil, bizim duygularımızla ne yaptığımızdan öğrenir.<br />
<br />
Çocuk ağladığında hemen susturmaya çalışırız.<br />
Ama çocukların da ağlamaya, bağırmaya, deşarj olmaya, üzülmeye hakkı vardır.<br />
Anne ya da baba olarak yapmamız gereken şey, onu hemen mutlu etmek değil,<br />
yanında kalabilmek.<br />
<br />
Eğer bir olayda çocuğunuz üzülüyorsa, önce çocuğunuzla, sonra kendinizle ilgilenin.<br />
Çünkü bazen çocuğun yaşadığı hayal kırıklığına biz bile dayanamıyoruz.<br />
Oysa hayat onu üzecek.<br />
Biz her şeyi çözerek değil, onun duygularına alan açarak en çok destek oluruz...</font></div></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>NaGMe</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7848-cocuklari-travmatize-eden-gercek-ne.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Gönül yorgunluğu yapan psikolojik yükler...</title>
			<link>https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7847-gonul-yorgunlugu-yapan-psikolojik-yukler.html</link>
			<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 22:40:58 GMT</pubDate>
			<description>*Bedenimizde ve ruhumuzdaki fazla yükler bizi yorar. Evimizdeki fazla eşyalar bizi bunlatır. Gereksiz ağırlıklardan, fazla eşyalardan kurtulmamız...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><div align="center"><font color="SlateGray">Bedenimizde ve ruhumuzdaki fazla yükler bizi yorar. Evimizdeki fazla eşyalar bizi bunlatır. Gereksiz ağırlıklardan, fazla eşyalardan kurtulmamız lazım ki daha dengeli ve daha hızlı olabilelim. Tamam bir şekilde ağırlıklarımızdan kurtulduk ama en güzeli en baştan ağırlaşmamak. En başta kilo almamak, evi dağıtmamak, gereksiz eşyalarla doldurmamak, sadeliği korumak.<br />
<br />
Sinirlerimizin yıpranmasına, tahammülümüzün azalmasına neden olan psikolojik yükleri konuşalım. Psikolojik yükleri en çok gönül yorgunluğu şeklinde hissederiz. Üzerimizde bir ağırlık vardır. Ne yaptık da yorulduk anlayamayız. Fiziksel olarak yorulmadığımız halde ruhen yorgun hissediriz. Böyle zamanlarda kimseyi görmek istemeyiz. Yorganı başımızdan aşağı kapatıp uyumak isteriz. Kimselerin olmadığı ıssız bir yerde bir kaç gün geçirmeyi hayal ederiz. Adeta ıssızlık özlemi çekeriz. Peki nasıl oluyor da alıp başımızı ıssız diyarlara kaçmak isteyecek kadar kendimizi, ruhsal enerjimizi tüketiyoruz.<br />
<br />
Dış dünyadan zihnimize doğru akan veri akışı var. Gözlerimizle görüp kulaklarımızla işittiğimiz her şey zihnimizin bekleme odalarında düzenlenip ayıklanmak üzere dikkatimizi bekliyor. Aslında yorulman şey dikkatimiz. Bu nasıl oluyor? Çok fazla izliyor ve dinliyoruz. Ses olsun diye açık bıraktığımız televizyonun bizi yormadığını sanıyoruz. Ya da sürekli çalan müzik sesi. Sevdiğimiz insanlarla mesajlaşmak, görüntülü konuşmak ya da buluşup sohbet etmek. Bu süreçleri yönetemediğimizde, enerjimizi çok hızlı tükettiğimizde her şeyden ve herkesten kaçma isteği kaçınılmaz olacaktır.<br />
<br />
İlk olarak insanlarla bir araya geldiğinizde dinlediğiniz kadar konuşuyor musunuz? Kendinizi olumlu ya da olumsuz anlamda ifade ediyor musunuz? Eğer bir ortamda düşüncelerinizi açıkça ortaya koymuyorsanız o ortamdan yorgun ayrılırsınız. Hoşlandığınız şeyleri de ifade edin. Diyelim bilmediğiniz bir şey öğrendiniz, daha önce tatmadığınız bir lezzetle tanıştınız. Olumlu geri bildirim verin. Teşekkür ederim, bunu bilmiyordum,<br />
İlk defa duydum, tattım, öğrendim… Bununla beraber katılmadığınız noktaları da belirtin. Biri sizinle ilgili bir yorum yaptı diyelim. Tam olarak öyle değil, ben öyle düşünmüyorum, bu söylediğine katılmıyorum gibi cümleler kurmaktan çekinmeyin.<br />
<br />
İkinci olarak temasların süresini sınırlamaya çalışın. Bazen bir arkadaşınızı davet etmek istersiniz ama uzun oturmasından, çok konuşmasından korktuğunuz için görüşmezsiniz. Zor biliyorum ama bu aşabileceğimiz ve aşmak zorunda olduğumuz bir zorluk. En arzulanan beraberliğin bile bir doyum noktası vardır. Orada muhabbete ara vermek gerekir. Özellikle muhabbetin en tatlı yerinde geri çekilmeyi öğrenirsek, bu konuda pratik yaparsak insanlarla olan münasebetlerimizden yorgun ayrılmadığımızı görürüz.<br />
<br />
Üçüncü olarak zaman zaman gözlerimizi ve kulaklarımızı dinlendirmeliyiz. Bazı ortamlarda kaçınılmaz olarak bulunmamız gerekebilir. Hadi bana müsaade diyemeyebiliriz. Böyle durumlarda gözlerimizi biraz kapatmak, kapatamıyorsak sabit bir nesneye bakmak kurtarıcı olabilir. Kulaklık takarak dış dünyadaki seslerden uzaklaşabiliriz. Şapka, güneş gözlüğü gibi aksesuarlar da görüşümüzü sınırlandırarak bizi uyaran fazlalığından koruyabilir...</font></div></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>NaGMe</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7847-gonul-yorgunlugu-yapan-psikolojik-yukler.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>İyimser ve kötümserin buluştuğu nokta...</title>
			<link>https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7846-iyimser-ve-kotumserin-bulustugu-nokta.html</link>
			<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 22:38:48 GMT</pubDate>
			<description>*İyimserlerle kötümserlerin ortak özelliği genelleme yapmalarıdır. İyimserler iyiliği kötümserler kötülüğü geneller. 
Kötümser insanlar hayatla...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><div align="center"><font color="SlateGray">İyimserlerle kötümserlerin ortak özelliği genelleme yapmalarıdır. İyimserler iyiliği kötümserler kötülüğü geneller.<br />
Kötümser insanlar hayatla ilgili genellemeleri en kötü verilere dayanarak yaparlar. Bütün patronlar, bütün kadınlar, bütün öğretmenler, bütün çocuklar.. İnsanları cinsiyetine, mesleğine, memleketine göre kategorize eder. <br />
<br />
İyimserlerle kötümserlerin ortak özelliği genelleme yapmalarıdır. İyimserler iyiliği kötümserler kötülüğü geneller.<br />
Kötümser insanlar hayatla ilgili genellemeleri en kötü verilere dayanarak yaparlar. Bütün patronlar, bütün kadınlar, bütün öğretmenler, bütün çocuklar.. İnsanları cinsiyetine, mesleğine, memleketine göre kategorize eder. Onlara bir etiket yapıştırır ve kendisini en kötüsüne hazırlar. Pek yanılmaz, çoğunlukla haklı çıkar. Hayal kırıklığı ya da büyük iniş çıkışlar yaşamaz. Hayatı stabildir, ne çok üzülür ne de çok sevinir. Kafasındaki genellemeler dışında kalan her bilgiye ve canlı olan her şeye kapısı kapalıdır. Hayatın getirdiği güzellikler de şüphelidir ona göre. Kapıyı aralamaz. O nedenle kötümser insanların hayatı donuktur. Hayal kırıklığı ve kötü sürprizler yaşamazlar ama hayatlarına kronik bir can sıkıntısı hakimdir. Kaygıları arttığında daha kötüsünü düşünerek tedbir alırlar. Kötümser insanın hayatı genel olarak can sıkıcı ve tekdüzedir. Kötümser olmanın en büyük faydası nedir derseniz, insanı hayal kırıklığından ve belirsizlik hissinden koruması diyebiliriz.<br />
<br />
Sonuç olarak iyimserler de kötümserler de genelleme yapma ihtiyacındadır. İyimserler insanların iyi hareketlerini gördüklerinde şöyle der: “Dünya o kadar da kötü bir yer değil. İyi insanlar var. Falanca kişi ne kadar güzel bir insan.<br />
İyimser insanlar canlıdır. Kalpleri hayatın sürprizlerine açıktır. İyimser insanlar hayatın güzelliğini, canlılığını, iç huzurunu, sevgiyi, bir olma hissini kalplerinde hissetmişlerdir. Hayatı yaşamaya değer kılan da budur. Ancak iyimserler bu iyiliğin daimi olamayacağını, genellenemeyeceğini, iyi insanların kötü zamanlardan geçerken kırıcı olabileceklerini göz ardı ederler.<br />
Aradığımız samimiyet hayat mücadelesi veren fani insanlar arasında daimi olarak bulabileceğimiz bir şey değildir.<br />
Kalbini hayata her durumda açık tutan insanın kalbi elbette kırılır. Birinin iyi olduğuna inanıp ona karşı gardını düşüren iyimser insanlara şunları söylemek isterim. İnsanlar her zaman iyi değil. İyi insanlar ve kötü insanlar var. İyi insanların iyi ve kötü zamanları var. En iyi insanın da insani zaafları var. İnsanların iyi taraflarının tadını çıkarıp kötü taraflarından kendimizi koruyacağız. Fakat o iyilik hali, yakınlık, samimiyet hep sürsün istediğimizde, diğeri uzaklaştığında paniğe kapılıp yakınlığı sürdürmek için çabaladığımızda o iyi insanın canımızı acıttığını görürüz.<br />
<br />
İyimserlik de kötümserlik de gerçekçi değildir. İllüzyondur. Her ikisinin temelinde genelleme yapmaya duyduğumuz ihtiyaç vardır. Gerçekçi olmak şöyledir. Çok güzel bir andı, harika vakit geçirdik. Bu gerçek bir andı. İyimser düşünce şöyle girer araya: madem o kadar gerçekti neden devam etmiyor. Ama terk edilme şeması içine sıkışmış bir iyimser uzaklığa dayanamaz. Yaşanan durumun insani olduğunu göremez ve kişisel algılar.<br />
Bir insanla bir olma ve yakınlık hissi çok güzeldir. Bu dünyada bu güzelliklerin tadına bakıyoruz. Bu muhteşemliği, sevgiyi, birliği, samimiyeti hissediyoruz. Ama dünya hayatı bu hisleri daimi olarak yaşayabileceğimiz bir yer değil. Bu neden böyle? Bunun cevabını ben de bilmiyorum, ben geldiğimde de böyleydi. Kalplerimizi karşılıklı olarak açtığımız insanlar varsa ne mutlu bize. Ancak kalbimizdeki samimiyet her yerde herkese her an açık olamaz. Samimiyet çok değerli bir armağandır. Kalbinizi her zaman ortaya koyamazsınız.<br />
<br />
Şarkıda dediği gibi: Herkesin bir derdi var durur içerinde. Şunu bileceğiz. Annem iyi biri ama işten eve geldiğinde ilk bir saat yanına yanaşmayacaksın.<br />
Eşim iyi biri ama televizyonda şu program varken ondan bir şey istemeyeceksin.<br />
İnsanların yorgun, öfkeli, moralsiz zamanları olabilir. Herkes bir hayat mücadelesi veriyor. Diğerinin ek isi bizi mutlu etmek ya da hayal kırıklığına uğratmamak değil.<br />
<br />
Peki neden genelleme yapma ihtiyacındayız. Fiziki dünyada hayatta kalmak için genellemelere ihtiyacımız var. Bize büyük oranda enerji tasarrufu sağlıyor. Ateş yakıcı. Soba, şömine ya da mangal ateşi fark etmez.<br />
<br />
Genellemelerin içinde doğruluk payı vardır ama yanılma payı da vardır. Yanıldığımız o payın içinde hayatın en muhteşem fırsatları saklıdır...</font></div></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>NaGMe</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7846-iyimser-ve-kotumserin-bulustugu-nokta.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Kendine İhanet...</title>
			<link>https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7845-kendine-ihanet.html</link>
			<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 22:35:33 GMT</pubDate>
			<description>*Yaşadığımız önemli ilişkilerde her gün pek çok karar alınır. Ekmeğin hangi fırından alınacağından tutun da pazar günü nereye gidileceğine, çocuğun...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><div align="center"><font color="SlateGray">Yaşadığımız önemli ilişkilerde her gün pek çok karar alınır. Ekmeğin hangi fırından alınacağından tutun da pazar günü nereye gidileceğine, çocuğun hangi okula gideceğinden tutun da akşama ne yenileceğine kadar. Küçük büyük, önemli önemsiz, evdeki kediyle, çocukla, parayla ya da kendinizle ilgili adımlar.<br />
<br />
Bu kararlar alınırken, neyin nasıl yapılacağı belirlenirken evdeki ya da ilişkideki huzurun korunması için taraflardan biri diğerine göre daha fazla özveride bulunur. Biri kararlı olduğunda diğeri uzlaşmaya açık olur.<br />
<br />
Taraflardan biri her durumda uzlaşmaya çalışıyorsa, ilişkide huzurun korunmasından tek başına sorumluymuş gibi davranıyorsa o kişinin içinde patlayıcı, denge bozucu ve hatta hasta edici bir öfke birikir. Her durumda uzlaşmaya açık olan kişi bunun bedeliğini kendi benliğinden vazgeçerek öder. Kırılmaya açıktır, dengesi kolay bozulur, öfkeli tepkiler verir, susup susup olmadık yerlerde patlar. Huzuru korumaya çalışırken huzuru kaçıran kişi durumuna düşer.<br />
<br />
Uzlaşmak kötü değil. Uzlaşamayacağımız konuların ne olduğunu bilmek önemli. Huzur önemsiz değil. Huzurun tesis edilmesi için bir kişinin çabasının yetmeyeceğini bilmek önemli. İlişki önemsiz değil. İlişki sahibi olmak benlik sahibi olmaktan daha önemli değil. Anlayacağınız hiç bir şey sizden önemli değil.<br />
<br />
Öfkelenebiliriz, insanlara hadlerini bildirebiliriz hatta intikam bile alabiliriz. Daha güzel yollardan derdimizi anlatmaya da çalışabiliriz. Bunlar o kadar zor adımlar değil. Zor olan kendimizi bilmek, öğrenmek. Yıktığımız, aşındırdığımız yönlerimizi onarmak, gerekiyorsa yeniden inşa etmek. Aldığımız kararların arkadında durmak. Tutarlı olmak. Kolay değil. Huzursuz edici, sinir bozucu, korkutucu bir iş. Çok korkutucu.<br />
<br />
Korkuyoruz çünkü ayrı bir benlik olarak kendimizi ortaya koymak, hayır demek, bizim için önemli olanın ne olduğunu bilmek ve peşinden gitmek hayatımızı alt üst edebilir. Diğerleri uzaklaşabilir. Hatırlamamız gereken şey şu: Diğerlerine yakın olmak için kendimden uzaklaşmam ne kadar mantıklı?Diğerleri beni hatırlasın diye kendimi unutmak ne kadar sağlıklı?Diğerleri beni kabul etsin diye kendimi reddetmem kendime ihanet değil mi?</font></div></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>NaGMe</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7845-kendine-ihanet.html</guid>
		</item>
		<item>
			<title>Duygusal zekası yüksek insan olmak...</title>
			<link>https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7844-duygusal-zekasi-yuksek-insan-olmak.html</link>
			<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 22:33:44 GMT</pubDate>
			<description>*Ortamdaki ve insanlardan kendisine yönelen duyguyu derinlemesine hissedebilen insanların duygusal zekası yüksektir. 
Onlar; alıngan, kırılgan,...</description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><b><div align="center"><font color="SlateGray">Ortamdaki ve insanlardan kendisine yönelen duyguyu derinlemesine hissedebilen insanların duygusal zekası yüksektir.<br />
Onlar; alıngan, kırılgan, abartan, çabuk bozulan, modu düşen ya da ortamın tadını kaçıran insan değildir. Böyle biriyseniz (ki ben fazlasıyla böyle biriyim) sizin için bir kaç şey söylemek istiyorum. Benim huyum böyle, sen bilmiyor musun beni, şaka yaptım, yok canım yaa abarttın, alıngansın… ve bunun gibi cümlelerle sizin dengenizi bozan insanları haklı çıkartacak şekilde davranmayın.<br />
Tepki vermeyin. Yüzünüzü asmayın.<br />
Herkes gibi gülen yüz maskenizi takın. Oyunu gerektiği gibi oynayın. Bunu yapabilirsiniz. Yemi yutmuş olsanız bile çırpınmayın. Bu şekilde oltadan kurtulan olmadı. Onların oltasındaki balık ya da kurdukları oyundaki piyon olmayın. Bu oyunun tek bir hedefi var. Hani futbolda topu kaleye sokmak ya hedef. Evet her oyundan beklenen bir sonuç var oyunu kuranlar için. “Sende çok hassassın” diyebilecekleri noktaya geldiğinizde (tepki verdiğinizde, gerçekten olanı dike getirdiğinizde, hakkınızı aradığınızda) karşınızdaki sayısını alıyor. Zaten en başından bu adil bir oyun değil. Oyunu yazan, kuralları koyan kişinin, oyunu alacağı belli. Siz oyunun başladığını bile bilmiyorsunuz.<br />
Aaa oyunmuş dediğinizde on yıllar geride kalmış olabiliyor. Yapabileceğiniz tek şey şu. O mindere çıkmamak, oltayı görmek, yemi yutmamak. Elbet kolay değil. Olan oldu. O zaman ne yapacağız? Yenildik.<br />
Kabul edeceğiz. Anlatmaya çalışmayacağız.<br />
Hakkımızı aramak için nefesimizi tüketmeyeceğiz.<br />
Ne gördük? Bu insanın yanında samimi kalbimi açamam. Bizi kaybetmek pahasına hakkımızı teslim etmeyecekler. Samimi bir ilişki iki kişinin de bunu istemesiyle mümkündür. Taraflardan biri, kafasında sonu belli hikayeyi oynamak için size geliyorsa yapacağınız bir şey yok. Bu kişi eşimse de mi? Bu kişi ya annemse?<br />
Fark etmez. Bu kişi kim olursa olsun. Birinin hayat arkadaşınız olması, birini doğurmuş olmanız onun kalbine ulaşabileceğinizi garanti etmiyor. Bazılarımız için bu katlanılmaz bir acı. Kabul etmek zor. Üzerinde çalışmamız gereken bir konu. Youtube kanalımda bu konuyu elimden geldiği kadar anlattım. Kitaplar tavsiye ettim. (Katıl kısmındaki mavi odaya girin. Oyun serisini izleyin. İzlediyseniz bir daha izleyebilirsiniz.<br />
<br />
Bu konu üzerinde çok defa çalışmak lazım.)<br />
Gönülden sevgilerimle.Aynı yolun yolcusuyuz...</font></div></b></div>

]]></content:encoded>
			<category domain="https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/">Serbest Kürsü</category>
			<dc:creator>NaGMe</dc:creator>
			<guid isPermaLink="true">https://www.ircdforum.net/serbest-kursu/7844-duygusal-zekasi-yuksek-insan-olmak.html</guid>
		</item>
	</channel>
</rss>
