Elektrikli otomobiller ve yeşil devrim
Elektrikli otomobillerde kullanılabilen lityum-iyon bataryaları, elektrikle çalışan araçların piyasada yaygınlaşması ile lityum endüstrisini şekillendirecek gibi görünmektedir. Günümüzün hybrid arabalarının pillerinde hâlen nikel kullanılmaktadır; ancak, yeni nesil arabalarda nikel yerine lityum tercih edilmesinin sebebi, lityumun hem bilinen en hafif metal olması hem de lityum-iyon bataryalarının nikele göre 2–3 kat daha fazla enerji depolama özelliğine sahip bulunmasıdır.
Bugün dizüstü bilgisayarlarda kullanılan lityum karbonat pilleri, arabalarda kullanılacak lityum malzemelerle kıyaslandığında, arabalarda 100 kat daha fazla lityuma ihtiyaç vardır. Yani yeşil araba devrimi, lityumu gezegenimizin önemli madenlerinden biri hâline getirebilir. Bu yüzden maden şirketleri, Şili ve Bolivya'nın yüksek rakımlı çöllerinden Kuzey Tibet platolarına kadar dünyanın en ücra köşelerini lityum bulma çalışmaları için didik didik etmektedir. Benzin denince akla nasıl Körfez ülkeleri geliyorsa, günümüzde lityum denince de akla Şili geliyor. Jeolojik araştırmalara göre, dünya lityum rezervlerinin % 27'si Şili'nin Salar de Atacama adlı antik göl tabanında bulunmaktadır. Atacama bölgesinde tuzlu kayaların içindeki suyun buharlaştıktan sonra geriye yağlı sarı renkli lityum minerali kalıyor.
Burada üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir nokta daha var. Bugün değişik sahalarda kullanmakta olduğumuz malzemelerin menşei olan elementlerin homojen bir karışım şeklinde dünyaya dağılmamış olması insanoğlu için büyük bir nimettir. Dünyanın her tarafına eşit miktarda dağılmış hâlde bulunan demiri, bakırı, çinkoyu
vb. toplayıp işlemek ne kadar zor olurdu. Bu elementlerin, kendilerine has bileşikler şeklinde, 'maden' denen havzalarda insanın istifadesine sunulmuş olması büyük bir nimettir. Demek ki, her şey bir düzen, ölçü ve plân içerisinde, insanoğluna faydalı olacak şekilde yaratılmaktadır.