utanması gereken bir anda dimdik durmaktır
pişkin bir gülümsemeyle yanlışı savunmaktır
göz göre göre çizilen sınırları çiğnemektir…
Ne utanır ne durur ne de geri adım atar.
Çünkü yüzsüzlük vicdanın sustuğu yerde konuşur.
Utanması gereken bir anda
başını hiç eğmeden yürümektir yüzsüzlük.
Yüzü kızarmadan
gözünün içine baka baka yalan söylemektir.
Yaptığı yanlışı bilip
üzerine bir de gülümsemektir pişkin pişkin.
Vicdanın sesini susturup
"Ben haklıyım" diye haykırmaktır en yüksek perdeden.
Sosyal sınırları silmek gibi…
Saygıyı bir mendil gibi buruşturup atmak.
Empatiyi unutmak
utanmayı zayıflık sanmak…
Yüzü var ama hissi yok.
Sözü var ama değeri yok.
İşte böyle bir şeydir yüzsüzlük:
İnsanın insanca olanla vedalaşması..!