![]() |
|
|
|
|
||
Önümüz yaz, ancak kışa şimdiden hazırlanmaya başlarsanız sonbaharda grip aşısı olmanız gerekmeyebilir. Vücudunuzdaki D Vitamini seviyesini dengelemek, sizi gribe karşı koruyabilir.
[kaynak: D Vitamini yerine Grip Aşısı - Vitamin Konseyi ] D Vitamini ve grip'i, ayrıca D Vitamini ile genel solunum yolu enfeksiyonlarını ilişkilendiren bir çok araştırma vardır. Bu vitamin, bakterilere, mantarlara ve virüslere karşı geniş spektrumlu mikrop öldürücü faaliyette bulunan ve insan vücudunda üretilebilen antimkrobiyal peptitlerin (AMP) üretimini (genetik ifadesini) artırır. Aşağıda açıklanan raporlar yüksek seviyede güneş veya D Vitamini desteği alımının gribe karşı dayanıksızlığı azalttığını ortaya koymaktadır. İnsanlarda D Vitamininin mevsimsel değişimi, grip salgınlarının mevsimselliğini açıklayabilir. |
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Son Araştırmalar
Son zamanlarda (2006 ve 2008) John Cannell ve arkadaşları D Vitamini eksikliğinin grip için önemli bir risk faktörü olduğunu ve D Vitamininin grip sıklığını ve şiddetini azaltmakta etkin olabileceğini öne sürmüştür. [1][2] İki yayında da, yazarlar D Vitamininin fizyolojik dozlarının (yetişkinler için günde 5.000 IU, çocuklar için her 10kg için günde 1.000 IU) gribal enfeksiyonu engelleyeceği ve farmakolojik dozların (3-4 gün boyunca günde 2.000 IU) gribi tedavş edici etkisi olacağı sonucuna varmıştır. Yazarlar D Vitamini eksikliğinin mevsimselliğinin grip salgınlarının da mevsimsel oluşunu, ayrıca D Vitamini eksikliğinin epidemiyolojisinin de gribin kafa karıştırıcı epidemiyolojisinin anlaşılmasına yardımcı olabileceğini ortaya koymuştur. Ancak gribin mevsimselliği başka faktörlerle de açıklanabilir. Örneğin düşük mutlak nemin grip virüsünün hayatta kalmasına yardımcı olduğu keşfedilmiştir.[3] 2009 Şubat ayında Dahili Tıp Arşivlerinde yayınlanan ve Colorado Üniversitesi, Denver Tıp Okulu, Massachussets Genel Hastanesi ve Boston Çocuk Hastanesi tarafından 1900 yetişkin ve çocuk üzerinde yapılan araştırmada, kanlarındaki D Vitamini seviyesi düşük olan insanların daha fazla grip ve soğuk algınlığı yaşadığını ortaya çıkartmıştır. Astım gibi kronik solunum sorunları olanlarda riskler daha da yüksekti. En düşük D Vitamini seviyelerine sahip astım hastalarının yakın geçmişte solunum yolu enfeksiyonu yaşamış olma olasılığının daha yüksek olduğunu belirtiyorlar. [4][5] Amerikan Klinik Beslenme Derigisinin Mart 2010 sayısında yayınlanan rastgeleleştirilmiş, çift-bilmeyenli, plasebo kontrollü bi araştırmada kışın günde 1.200 IU D3 Vitamini desteği alan çocukların, plasebo verilenlere göre grip olma oranının %42 daha az olduğu görülmüştür.[6][7] |
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Ultraviyole Radyasyon ile Bağlantılar
UV-B lambalardan, güneşten ya da besin desteklerinden, nereden alınıyor olursa olsun D Vitamininin solunum yolu enfeksiyonlarını azalttığına dair bir çok kanıt vardır. 1926'da güneşe maruz kalma ile üst solunum yolları enfeksiyonları arasındaki ters ilişkiyi ilk kez ortaya koyan Smiley, aynı zamanda mevsimselliğin "kışın karanlık alarında güneş radyasyonunun eksikliğiyle doğrudan bağlantılı olan, insanlardaki düzensiz vitamin metabolimzasından" kaynakladığını da ilk kez teorize etmiştir.[8] Güneşe en az maruz kalan Hollandalı çocukların öksürük geliştirme riski en çok güneş alanlara oranla iki kat, nezle olma riski üç kat artıyor.[9] Dahası, 410 genç Rus atlete üç yıl boyunca haftada iki kez vitamin D üreten ultraviyole radyasyon verildiğinde, radyasyon almayan 446 atletle kıyaslandığında %50 daha az viral solunum yolu enfeksiyonu ve %300 daha az devamsızlık gözlenmiştir.[10] Kandaki kalsidiyol seviyeleri ve solunum yolu enfeksiyonları. Kandaki kalsidiyol (25(OH)D3) seviyeleri solunum yolu enfeksiyonu görülme sıklığıyla ters orantılıdır. Wayse ve arkadaşları raşitik olmayan ve alt solunum yolu enfekiyonlarına sahip 80 çocuğu sağlıklı kontrollerle karşılaştırıp, düşük 25(OH)D3 seviyeli çocukların 11 kat daha fazla enfeksiyon riski taşıdığını bulmuştur.[11] Sıkça solunum yolları enfeksiyonu geçiren 27 çocuğa altı hafta boyunca haftada 60.000 IU D Vitamini verilmesi enfeksiyonların altı ay içinde tamamen ortadan kayoblmasına sebep olmuştur.[12] Aloia ve Li-Ng, [13] daha önce yaptıkları 3 yıllık rastgeleleştirilmiş, kontrollü müdahaleli deneyin post-hoc analizinde D Vitamini verilen 104 Afro-Amerikalı kadının 104 plasebo kontrollü kadına oranla soğuk algınlığı ve grip semptomları gösterme olasılıkları üç kat daha düşüktü. İki yıl boyunca verilen çok düşük bir doz (800 IU/gün) görülen soğuk algınlığı ve grip vakalarının mevsimselliğini ortadan kaldırmış, hatta sonraki yılda günde 2.000IU gibi fizyolojik-altı bir dozda bile (1 yıl sonra vitamin verilen kadınların %40ının 25(OH)D3 seviyesi hala 32ng/mL'nin altındaydı) tüm üst solunum yolu enfeksiyonları ortadan kalkmıştır. Ancak, aynı yazarlar kış aylarında dört ay boyunca 2.000IU/gün verdiklerinde, önleyici bi etki bulamadılar. Dozun ve araştırmanın süresinin etki görülmesi için çok kısa olduğunu öne sürdüler.[14] Bunun anlamı, 2.000 IU/gün gibi fizyolojik-altı dozlarda D Vitamini almaya sonbahar sonu ve kış aylarında başlamanın çok geç ve çok az kalacağıdır ve Creighton Üniverstesinden gelen yeni kanıtlar 30ng/mL düzeyindeki 25(OH)D seviyelerinde yani günde 2.000IU alınarak erişilebilecek seviyelerin genellikle kronik sübstrat eksikliğine işaret ettiğini[15] bu yüzden D Vitamininin tam antimikrobiyel etkilerinin görülebilmesi için yüksek serum 25(OH)D3 seviyelerine ihtiyaç olduğunu (44-70 ng/ml) göstermektedir. Daha yakın zamanda Ginde ve arkadaşları NHANES verisini kullanarak düşük 25(OH)D3 sveviyelerinin sık üst solunum yolları enfeksiyonlarıyla ilişkilendirildiğini ve astım hastalarında oranın 5.67 olduğunu bulmuştur.[16] Kanlarındaki D Vitamini miktarı 40nmol/L altındaki Finlandiya'lı askerlerin solunum yolu enfeksiyonuna bağlı devamsızlık oranlarının kayda değer oranda fazla olduğu görülmüştür. [17] |
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Etki Mekanizması
Konu mekanizma olduğunda, bir çok grup yakın zamanda D Vitamininin bakterilere, mantarlara ve virüslere karşı geniş spektrumlu antimikrobiyel faaliyet gösteren bir çok antimikrobiyal proteinin (AMP) genetik ifadesini önemli ölçüde artırdığını göstermiştir.[19] Genel olarak AMP grip gibi kılıflı virüsler dahil olmak üzere mikrobiyal hedeflerin lipoprotein kılıflarına hızla zarar verir. AMPler hem mukusta koruyucu bir kalkan oluşturan epitelde, hem de fagolizozomda mikrop öldürücü faaliyette bulunan fagositlerde üretilir. Bağışıklık sistemi sadece bu "ön saflar" için doğrudan antimikrobik savunma sağlamaz, aynı zamanda adaptif bağışıklık sistemine de antijene özel T lemfositleri ve immünoglobülinleri üretme sinyali gönderir. Ek olarak AMPler (güçlü antimikrobik katelisidin gibi epitel büyümesini ve ajiyogenesisi etkinleştirerek doku tamirini tetikler. Antimikrobik peptitler saldırgan bir antimikrobik barikat yaratrak mukozalı epitel yüzeyleri korur. Epitel tarafından epitelin apikal yüzeyinin üstünde ancak yoğun mukoza katmanının bulunan ince sıvı katmanına salgılar. Epitele etkin şekilde ulaşabilmesi için bir mikrobun önce mukus bariyerini aşması, daha sonra bu sıvıda bulunan AMPlerin saldırısından kurtulması gerekir. Eğer mikroplar bu güçlü kordonu aşarsa, epitele bağlanmaları, hızla insan-ß-defensin ve katelisidin gibi özel, tetiklenebilir AMPlerin yüksek miktarlarda üretilmesini tetikler. Bunlar bir "yedek" antimikrobik kalkan sağlar. |
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Temel bağışıklıktaki rolü
D Vitamininin bir çok formu sekosteroiddir yani steroid halkalarındaki bağlardan biri kopmuş olan steroidler. D Vitamininin temel bağışıklık sistemindeki önemli rolü 2004-2008 civarında anlaşılmıştır.[20] Önce McGill Üniversitesi'nde White'ın grubu [21] daha sonra da Kaliforniya-Los Angeles Üniversitesindeki iki bağımsız grup [22][23] aktif D Vitamininin [1,25(OH)2D3] bağışıklık hücrelerinde AMPlerin genetik ifadesini kayda değe ölçüde artırdığını göstermiştir. (Etki mekanizmasının ayrıntıları için White'ın değerlendirmesini okuyun.[24] Hem epitel hücreleri, hem de makrofajlar mikroplara maruz kaldığında antimikrobik katelisidinin ifadesini artırıyo - bu ifade D vitamininin varlığına bağlıdır. Üst solunum yollarına yerleşenler gibi patojen mikropar 25(OH)D'yi bir sekosteroid hormon olan 1,25(OH)2D'ye dönüştüren bir hidroksilazın üretimini tetikler. Bu da akciğer savunmasıyla görevli bir dizi geni etkinleştirir. Makrofajda D Vitamininin varlığı aynı zamanda iltihap yaratıcı sitokin interferonun, tümör nekroz faktörünün ve interleukin-12'nin ifadesini baskılar ve patojenlerle ilişkilendirilmiş bir çok moleküler şablon reseptörünün (PAMP) hücresel ifadesini azaltır. Epidermiste D Vitamini ek PAMP reseptörlerini tetikler ve keratinositlerin mikropları tanıyıp tepki verebilmesini sağlar[25] Böylece D Vitamini hem epitelin hızla endojen antibiyotikler üretebilme becerisni artırır, hem de adaptif bağışıklığın bazı kollarını, özellikle de akut iltihap işaretlerinden sorumlu olanları baskılar. Liu ve arkadaşlarının çalışması[26] özellikle ilginçtir. Kanlarındaki 25(OH)D seviyesi, açık tenli insanların hemen hemen yarısı olarak bilinen Afro-Amerikalıların D vitaminini tam anlamıyla kullanamadıklarını ortaya koymuştur- 25(OH)D bağımlı devreleri ve katesilidinin ifadesini düzenler. Koyu tenli bireylerdeki yüksek melanin derişimi keratinositleri ciltte D Vitamini üretmek için gereken ultraviyole radyasyondan alıkoyar. Bu yüzden kışın karanlık günlerinde, özellikle koyu tenli çocuklar olmak üzere bir çok çocukta temel bağışıklık eksikleri göreli -ancak kolayca düzeltilebilir- şekilde ortaya çıkacaktır. Siyah çocukların zatürreden ölme oranı modern antibiyotiklere rağmen beyaz çocukların iki katı kadardır.[27] Dahası, her mevsimde, tüm cilt tipleri için ve tüm enlemlerde, nüfusun bir kısmı D Vitamini Eksikliği çeker. Bu oran kış aylarında ve koyu tenli bireylerde daha yüksektür ve kutuplara yaklaştıkça artmaktadır. D Vitamini gribin önlenmesinde çok önemli bir rol oynayabilir.*D Vitamini eksikliği ve solunum yolları enfeksiyonlarını birbirine bağlayan bir çok araştırma vardır. D Vitamini eksikliğinin teşhisi ve tedavisi son derece kolay, ucuz ve risksizdir. D Vitamini ve grip hakkında bilinenler göz önüne alındığında, bir çokları D Vitamini eksikliği sorununun önemli bir kamu sağlığı sorunu olduğu konusunda hemfikirdir. |
||
| Yer İmleri |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk) | |
|
|