16 Mart 2026, 09:44
|
#1
|
|
|
Hüzünler nereden doğar
“Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı” söyleyişi yankılanır kulaklarında Yunus’un Bir anlam veremezsin, nedenler çoğalır zihninde İki ayrı dünya taşıyorsun iki ayrı yanında Yani sen bu görünenden öte bir varlıksın, anlamıyorsun Bedeninle evinde olsan da, ruhunla gurbettesin
Beklenmeyen, umulmadık bir anda, ansızın bir rüzgârın esmesi O rüzgâra kapılan sarı bir yaprağın gökyüzünde savruluşu Gün ortası suların sararması, gökyüzünün kararması Uzak sularda, küreksiz bir sandalın başıboş salınışı En içten gülüşlere açılan dudakların kepenklerini indirip öylece donup kalışıArtık sesler sessiz, renkler renksiz, bütün görüntüler tarifsizdir Çünkü gönül, kısılan bakışların arasına sıkışmış ve uzaklara göçmüştür Nereye doğru uçtuğunu bilmeyen baharın ağırlığını üzerinden atmış, hazanın rengini giyinmiş, dingin bir yapraktır artık Kimi zaman sebepsiz, çoğu zaman tarifsiz Zaman ve mekana aldırmadan, beklenilmeden, çağrılmadan gelen… Gelirken ayak sesi dahi duyulmayan, sadece bağdaş kurup oturduğu derinlikte serinliği hissedilen, kimi zaman ince bir sızı, çoğu zaman sıcak bir huzur olan, gönül üzgünlüğü; hüzün!
|
|
|
|