Bu yüzleşme sessizdir.
Bağırmaz çağırmaz. Kimse fark etmez.
Ama içine doğar.
Önce hafif bir sızı gibi gelir.
Sonra o sızı büyür yerini bir fark edişe bırakır.
Ve sen ilk defa kendinle göz göze gelirsin.
Bu Yüzleşme Sessizdir
Bu yüzleşme sessizdir.
Ne fırtına kopar içimde
ne de kelimeler dökülür dudaklarımdan.
Sadece bir bakış kalır aynaya.
Bir duruş.
Bir yutkunma.
Ve içe düşen bir gerçek.
Birden anlamaya başlarım:
Bunca zamandır kaçtığım kişi
hep omzumun hemen arkasında yürüyormuş.
Gölge gibi
ama bana ait.
İçime doğar...
Küçük bir sızı gibi önce.
Sonra o sızı
suskun bir haykırışa dönüşür içimde.
Duyamam ama hissederim.
Anlayamam ama bilirim.
Bir şey değişmiştir artık.
Kendimle göz göze gelirim.
Yıllardır tanımadığım
adını anmadığım o ben’le.
Kirpiklerimin arasında saklanmış
çocukluğumun bir köşesinde unutulmuş
büyümüş ama eksik kalmış ben’le.
“Ben buradayım” der o ses..
Sessiz ama kesin.
“Beni yok saydın. Güçlü olayım diye susturdun beni.
Ama şimdi artık konuşmak istiyorum.
Ve ben o an anlarım:
Kendime verdiğim zarar
dünyanın bana verdiğinden daha keskinmiş.
En derin yaraları hep kendi ellerimle açmışım.
İyileşmem için
önce bunu kabul etmem gerekiyormuş.
İşte o an
bir devrim gibi değil
bir uyanış gibi gelir.
Sarsılmaz dünya
ama içim kıpırdar.
Bir taş yerinden oynar.
Ve ben ilk defa
kendime yer açmaya başlarım..!