![]() |
|
|||||||
| İnanç Dünyası İslâmiyet'e dair konulara ulaşabileceğiniz dini bölüm. |
|
|
Konu Araçları |
|
|
|
|
||
Kin nedir? Kin, alınamamış olan intikamdır. Birisi size kötü bir davranışta bulundu. İçinizdeki intikam afeti hemen harekete geçer. Ve içinizdeki bir şey, şiddetle, o size nasıl onu yapmayı reva gördüyse, aynı şeyi sizin de ona yapmanızı emreder. İşte o şey, şeytandır. Nefsinize direktif verir. Muradı ne? Bütün insanları birbirine düşman etmek.
“Madem ki o sana bunu yaptı, şimdi sen ona yapacaksın. Aynı, hatta daha beterini yapmalısın ki ona herkesin içinde ait olduğu dersi veresin.” Ama karşınızdaki insan o kadar güçlüdür ki ondan intikam alamıyorsunuz. İşte alınamamış intikam, kinin oluşması demektir. Kime karşı alınamamış bir intikamınız varsa, insanoğlu ona karşı kin besler. İşte bu kin, intikamınızı aldığınız gün belki yok olacaktır. Belki tekrar tekrar intikam almaya sizi götürecektir ama intikamınızı alamadığınız sürece o kişiye karşı kin beslersiniz. İnsanın nefsinin afetlerinden biri olan kin, bize huzursuzlukların dibini gösterir dersek yanlış olmaz; sevgisizliğin de tezahürü diyebiliriz. Bu hastalığımızdan kurtulup sevgiye, mutluluğa doğru nasıl uzanırız? Gelin hep birlikte Kur’an’daki reçeteye bakalım. 10/YÛNUS-63: Onlar, âmenûdurlar (ölmeden evvel Allah’a ulaşmayı dileyenlerdir) ve takva sahibi olmuşlardır. 10/YÛNUS-64: Onlara, dünya hayatında ve ahirette müjdeler (mutluluklar) vardır. Allah’ın sözü değişmez. İşte O, fevz-ül azîmdir. Ne büyük bir müjde, değil mi? Hem dünya hayatında hem de ahirette mutluluğun başlangıcı sadece tek bir samimi dilek. Peki, neyi dilemek? Cevap, Yüce Kitabımızdaki iki ayeti birleştirdiğimizde ayan beyan karşımıza çıkıveriyor. Rum 31’de “O’na (Allah’a) yönelin (Allah’a ulaşmayı dileyin)” emrini veren Rabbimiz, Şûrâ 13’te “Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O’na yöneleni Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır)” buyuruyor. Burada aklınıza iki soru gelebilir. Birincisi: “Ya Allah beni seçmezse?” İkincisi: Allah’a yönelmekle Allah’a ulaşmanın bağlantısı ne? Birinciden başlayalım. “Ya Allah beni seçmezse?” mi diyorsunuz. İşte burada yanılıyorsunuz. Allah, insanların %95’ten fazlasını seçer. Seçmedikleri, sadece insanları Allah’ın yolundan men eden kişilerdir. O’nun dışındaki herkes, günahı, eksiği ne olursa olsun seçilir. Ama seçilmek tek başına bir kurtuluş değildir; çünkü ayetin devamında “O’na yöneleni Kendisine ulaştırır” buyuruluyor. Yani anahtar bizdedir. Biz istersek, Rabbimiz bizi Kendisine ulaştırmaya dünden razıdır. Burada bir kavram daha aydınlığa kavuşuyor: Münîb olma, yani yönelme kavramı. Görülüyor ki yönelmenin sonu Allah’a ulaşmaktır. Yani aslında yönelen kişi, Allah’a ulaşmayı dileyen kişi olmaktadır. Biz adımımızı attıktan sonra Yüce Rabbimiz süreci devralıyor. Çünkü sözü vardır: Mutlaka bizi Kendisine ulaştıracaktır. Ne yapıyor? Bizi manevî rehberimizle buluşturuyor. Bize Kendisini, insanları ve ibadetleri sevdiriyor. Nefsimizin o karanlık kalbini, bizler “Allah” dedikçe gönderdiği nurlarıyla arındırmaya başlıyor. Böylece zamanla nefsimizdeki kinin, sevgisizliğin yerini sevgi, mutluluk ve yardımlaşma hisleri alıyor. İşte her şey bu kadar basit, bu kadar kolay ama bir o kadar da etkili. Rabbimiz yaparsa böyle yapar. Yüce Rabbimizin hepinizi sonsuz mutluluklara ulaştırması dilek ve dualarımızla. Dr. Abdulcabbar BORAN Fizik Yüksek Mühendisi - Mutasavvıf |
||
| Yer İmleri |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk) | |
|
|