![]() |
|
|
||
Fatih'in Bedduası
Harp hukukuna göre Ayasofya'nın sahibi olan Fatih Sultan Mehmed'in, bu mâbed hakkında bir vakfiyesi var. O vakfiyede şöyle deniliyor: "...Kim ki bâtıl (asılsız) gerekçelerle bu vakfın şartlarından birini değiştirirse ve iptali için gayret gösterirse, vakfın ortadan kalkmasına veya maksat ve gayesinden başka bir gayeye çevrilmesine kastederse, Allah'ın meleklerin ve bütün insanların lâneti üzerlerine olsun. Ebediyyen Cehennem'de kalsınlar. Onların azapları asla hafifletilmesin ve onlara ebediyen merhamet olunmasın."[/b] Sahibi tarafından câmi olarak vakfedilen Ayasofya, bu bedduâya rağmen 1935'de câmilikten çıkarılıp müze yapıldı. Müze yapanlar şimdi hayatta değiller. Onlar toprak altında bu bedduâdan hisselerine düşen azabı çekedursunlar, toprak üstündeki Müslümanlar Ayasofya'nın tekrar câmi olmasını istemeye devam ediyorlar. Müslümanların bu isteğine karşı, yönetimde olanlar da ne açıkça "Açıyoruz" diyor, ne de "Açmıyoruz, açmayacağız" diyorlar. Bu konuda 80 senedir oyalanan ve oyalanmaya alışmış olan Müslümanlara ancak şöyle deniliyor: "İlk önce Sultanahmed Câmii'ni doldurun, ondan sonra Ayasofya'yı ele alabiliriz." Kalabalıklar bu sözle tekrar taze bir ümide kapıladursunlar, aynı kalabalıktan birçokları, "Haklı kardeşim! Biz doğru dürüst câmilere, cemaate gitmiyoruz. Daha Sultanahmed'i bile dolduramıyoruz!" diyerek yine kendilerini suçluyorlar. Meseleye daha gerçekçi bir mantıkla bakan birçok Müslüman ise şöyle diyor: "Sultanahmed Câmi'ini doldurun deniliyor ama istenen ne? Hangi namazda doldurmalıyız? Beş vakit namazda mı, Cuma ve bayram namazlarında mı? |
||
| Yer İmleri |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk) | |
|
|