IRCdForum.Net  

Ana Sayfa

Geri Git   IRCdForum.Net > Genel Bilgiler > Tarih > Osmanlı Tarihi


Osmanlı da VAKANÜVİS (Vekâyinüvis)


Kullanıcı Etiket Listesi

 
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 14 Mart 2026, 07:46   #1
Çevrimiçi
SiyahSancaktaR
Çevrimiçi
SiyahSancaktaR Kullanıcısının Avatarı

Varsayılan Osmanlı da VAKANÜVİS (Vekâyinüvis)

Osmanlı merkez teşkilâtında vazîfeli devlet tarihçisine verilen ünvân. Vekâyinüvis de denilen bu kimseler; kendilerinden önce yazılan hâdiseleri toplayıp yazmakla beraber esâs olarak, hizmette bulundukları zamanın hâdiselerini kaydetmekle vazifeliydiler.

Arabça vaka ile Farsçadaki yazan, kayd eden mânâlarına gelen nüvis kelimelerinin birleşmesinden meydana gelen vakanüvis ünvânı, Osmanlı târihinde on sekizinci yüzyılın başlarından îtibâren yaygın şekilde kullanıldı. Osmanlı Devletinde vakanüvislik ismiyle resmî bir memûriyet ihdas edilmeden önce, vakaları yazan kimseler için şehnameci veya şehnâmenüvis ünvânı kullanıldı, Bu kimseler, pâdişâhların evsâfını, şân ve zafer günlerini kayd ederek şehname tarzında manzum eserler meydana, getirdiler. Meselâ Kanunî Sultan Süleymânın şehnâmenüvisi Fethullah Arif Çelebi idi. Şehnamenüvisler on altıncı asır sonlarında yaşayan Lokman zamanına kadar eserlerini manzum yazdılar. Şehnâmenüvis Lokman, sultan üçüncü Murâd Han zamanına kadar olan şehnameyi nazmedip, sultan üçüncü Mehmed Han zamanına âid vukuattan hiç birşey yazmadığı için vazifeden alındı. Şehnâmenüvis Lokmandan sonra müteferrikalık ile dîvân-ı hümâyûn kâtiblerinden Tâlîkîzâde Kâtib Mehmed Çelebi, kısmen manzum ve kısmen mensur olarak sultan üçüncü Mehmed Han devrindeki hâdiseleri yazdı.

Resmî olarak ilk vakanüvis, Halepli Mustafa Nâimâ Efendi olup, meşhur târihini sadrâzam Amcazade Hüseyin Paşanın emriyle yazmış ve eserineRavzat-ül-Hüseyn fî hülâsât-i ahbâr-il-hâfîkeyn adını vermiştir. Nâimâ Efendi bu târihine 1591 (H. 1000) senesinde başlamış ve kendinden evvel yazılmış husûsî târihlerden istifâde etmiş, ayrıca, bâzı hâdiselere şâhid olanların mütâlâalarını eserine kaydederek 1591-1659 yılları arasındaki hâdiseleri anlatmış, böylece târihî olayları mükemmel bir şekilde yazmıştır. Yavuz Sultan Selîm Han zamanına kadar olan hâdiselere yer veren ve Hoca Sâdeddîn Efendi tarafından yazılan Tâc-üt-tevârih,muhtelif târihlerden istifâde edilerek vücûda gelmiş ise de, resmî vakanüvisin yazdığı bir târih değildir. Gerek Tâc-üt-tevârihden evvelki, Âşıkpaşazâde, Oruç Bey, Bihişti gibi târihler; gerekse sonraki Alî, Peçevî, Selânikî gibi târihler de vakanüvisler tarafından yazılmış değildir.

Nâimâdan sonra Rifat Efendi isminde bir zâtın vakanüvis olduğu elde edilen vekâyinâme müsveddelerinden anlaşılmaktadır. Tarihçi ve vakanüvis Râşid, Rifat Efendinin müsveddelerinden istifâde etmiş hattâ bâzı yerlerini aynen târihine almıştır. Şu hâlde vakanüvis olan Rifat Efendi, Nâimânın bıraktığı yerden yazmışsa da eseri müsvedde hâlinde kalmış ve Râşide devredilmiştir.

Râşidden sonra devamlılık vasfı kazanmış olan vakanüvislik, İbrâhim Müteferrika matbaasının kuruluşundan sonra, vakanüvislerin kendilerinden önce yazılanlardan derleme ve telif suretiyle meydana getirdikleri ile, kendi hizmet zamanlarına âid zabt ve tedvîn ettikleri vekâyinâmelerinin sırasıyla basılması düşüncesi doğmuştur.

Nâimâdan ve Rifat Efendiden sonra 1715de vakanüvisliğe, getirilen Râşid Mehmed Efendi, 1723de Haleb kâdılığına tâyin edilinceye kadar, bu vazîfede kaldı ve sultan üçüncü Ahmed Hanın pâdişâh oluşundan îtibâren vakaları kaydetmeye başladı.

Bu târihten önceki hâdiseleri Zübdet-ül-vekâyiâttan faydalanarak hazırladı ve eserinin birinci cildini meydana getirdi.

On sekiz ve on dokuzuncu yüzyılda değerli eserler bırakan vakanüvisler görev yaptılar. Bunların eserleri günümüze kadar gelmiş olup, çok önemli bilgiler ihtiva etmektedir.

1909 Mayısında, Defter-i Hâkânî ve Maârif nâzırlıklarında bulunmuş olup, darülfünûn Osmanlı ve devletler târihi muallimi son vakanüvis Abdurrahmân Şeref bu vazifeye tâyin olundu. Kasım 1909da kurulan Târih-i Osmânî encümeni reisliğine de getirilip, vefâtına kadar bu sıfatını da muhafaza eden Abdurrahmân Şeref Beyin vakanüvisliği, Osmanlı saltanatının ilgâsına kadar sürdü.

On sekizinci asır başlarında beylikçi, teşrifatçı, rüûs ve tahvil gibi Dîvân-ı hümâyûn kalemleri arasında yer alan, daha sonra Bâb-ı âlîde sadâret mektubculuğu ve âmedî kalemleriyle irtibatlı olan vakanüvislik, Osmanlı Devletinin sonuna kadar devam etmişse de, zaman zaman bilhassa Tanzîmât devrinde ihmâle uğradı.

Vakanüvisler daha çok inşâ ve şiir sanatında mahir, umumiyetle hâcegânlık rütbesine ulaşan kâtibler arasından seçilmiş olup, edebî vasıfları daha ağır basmaktadır. Bununla beraber sayıları az, fakat eserleri ve şahsiyetleriyle daha çok itibâr gören ilmiye sınıfı mensubu vakanüvislerin, edebî kudretleri yanında, ilmî tarihçilik anlayışına da sâhib oldukları söylenebilir. İlmî ve meslekî üstünlüğü yanında dindar ve güzel ahlâk sahibi kimseler arasından seçilen vakanüvisler, hizmette bulundukları zamanın vakalarını tesbit ve kaydetmek gibi aslî vazîfeleri yanında, kendilerinden önceki vakanüvislerin eksik bıraktıkları devrin târihini de yazmakla vazifeliydiler.



1) Rehber Ansiklopedisi; cild-17, sh. 325

2) Osmanlı Devletinin Merkez ve Bahriye Teşkilâtı (Uzunçarşılı); sh. 64

3) Osmanlı Târih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü; cild-3. sh. 574

 
 

Yer İmleri


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Yayınlama Kuralları


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 23:16

Forum
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.
IRCdForum.Net, lisanslı vBulletin® kullanmaktadır.
Yasal Uyarı
IRCdForum.Net; 5651 sayılı kanuna göre yer sağlayıcı bir forum sitesidir. Dolayısıyla forumdaki içeriklerden ilgili içeriği paylaşan üyeler sorumludur. Hukuka aykırı içerik bildirimleri için İLETİŞİM linkinden bildirim gönderebilirsiniz.


güzel hosting

IRCdForum.Net; altyapı gücünü Güzel Hosting'den alır.