16 Mart 2026, 09:39
|
#1
|
|
|
Hayat ve yargılar
Aslında yargılarımızla yaşarız. Hayatı, insanları ve insan davranışlarını, oturmuş, kökleşmiş normlar(ımız)ın belirlediği yargılarımızla değerlendiririz; yaşantımız da buna göre şekillenir. Fakat yargılarımızın kökleşme süreci önyargılarımızı test etmeden ezbere ve gözü kapalı cereyan ederse, zaman içinde yeni tecrübeler olmaksızın sürekli olarak aynı önyargıyı tekrarlamak ve onu temelsiz bir yargıya dönüştürmek bizi önyargılı hâle getirir. Önyargılı olmak veya önyargılarla hareket etmek: işte yanlış olan bu. Önyargılarımız olabilir ve bu gayet tabiidir, fakat sonraki yeni tecrübelerle kesinleşecekleri âna kadar bunları bir kenarda bekletmeyi, düşünce sürecimize ve davranışlarımıza yansıtmamayı bilmek lâzım.
Bize en iyilerini vereceğini söyleyerek, çoğu çürük elmaları satan bir satıcıyı bir hafta sonra pazarda gördüğümüzde yargımız bellidir. Burada bir defa alışveriş etmiş olmayı bu yargıya varmak için yeterli buluruz genellikle. Satıcının iyi niyetli olmakla birlikte dikkatsizliği sonucu böyle bir durumun ortaya çıkmış olabileceğini düşünmeyiz. Bu çok zayıf bir ihtimaldir. Çünkü önce kendisi bize söz vermiştir, bu bir; el çabukluğu ile poşete doldurduğu elmaların yüzde doksanı çürük çıkmıştır, bu iki. Böyle bir durumda onu bir daha denememiz çok zordur, şansı kalmamıştır. Fakat yargımızın sıhhatli olması için gerekli ve yeterli şartlar her zaman bu kadar açık ve net olmayabilir. Meselâ satıcı bize söz vermemiştir ve elmaların yüzde otuzu çürük çıkmıştır. İşte bu takdirde yine bir önyargımız vardır fakat, ona bir sonraki hafta bir şans daha verebiliriz. Burada iki veya daha fazla teste, yani belli bir sürece ihtiyaç olduğu ortaya çıkmaktadır.
|
|
|
|