| 14 Mart 2026, 07:48 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Kısaca; yüzyıllar boyunca İslâm ve Türk dünyâsında içtimâi nizâmın korunmasına fertler arasında yardımlaşma ve dayanışma yolu ile karşılıklı sevgi bağının kurulmasına, başka bir ifâde ile insanlığın dünyevî ve uhrevî saadetine hizmet eden birer sosyal kuruluş olarak önemli bir yer tutan vakıflar, Osmanlı devlet nizâmının kurulmasında ve devam etmesinde temel faktörlerden olmuştur.
Osmanlılar zamanında kurulan vakıf müesseseleri iki kısımda incelenmektedir. Birincisi; vakıf edilen şeyin bizzat kendisinden faydalanılan vakıflardır. Müessesât-i hayriye de denilen, câmiler, medreseler, mektebler, imâretler, zaviyeler, kütüphâneler, misafirhaneler, köprüler, hastahâneler, çeşmeler, sebiller ve kabristanlar bu kısma girer. İkincisi ise; vakfedilen şeyin bizzat kendisinden faydalanılmayan, fakat birincilerin sürekli ve düzenli bir şekilde işlenmesini temin eden bina, arazi, nakit para v.s. gelir kaynaklarının teşkil ettiği vakıflardır. Bunlaraasl-ı vakf denilmektedir. Vakfedilen bu nesneler arasında bâzı köylerin tamâmı, her türlü zirâat işletmeleri, çiftlikler, tarlalar, üzüm bağları, bahçeler, mesken olarak kullanılan binalar, dükkânlar ve iktisadî gaye için yapılmış başka yapılar gibi gayr-i menkuller ve hayvan derisi, gemi, nakit para gibi menkuller görülmektedir. Mülkiyeti devlete ait olan ve arâzî-i mîrîye adı verilen toprakların da vakıf hâline getirildiği görülmektedir; buna vakf-ı irsâdî adı verilmektedir. Ancak vakfedilen şey bu arazilerin çıplak mülkiyeti değil, ya üzerinde çalışan kimselerin devlete ödemek zorunda oldukları vergiler veya arazinin tasarruf hakkı idi. Tahsis ve irsâd kabilinden evkâf adı da verilen bu vakıflarda esas olan, vakfedilen gelirlerin devlet bütçesinden karşılanması, gereken hizmetlere tahsis edilmesidir. Osmanlılardaki toprak vakıfları da üç kısma ayrılmıştır: Birincisi; sâhiblerinin, mülkü olan öşürlü ve haraclı toprakların vakfedilmesiyle meydana gelen toprak vakıflarıdır. Bunlar, mülkiyeti devlet tarafından satılmış veya imâr ve ihya maksadıyla kolonizatör Türk dervişlerine ve zaviye sahiplerine mülk olarak terk edilen boş toprakların vakıf hâline getirilmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu toprakları vakıf sâhiblerinin kendileri veya adamları işlemektedir. Kiraya verildiği takdirde vakıf idarecisi toprağı işleyen köylülerden sâdece toprak kirası isteyebilmekte bunun dışında onlar üzerinde idâri ve inzibatî selâhiyetleri ve resmî sıfatları bulunmamaktadır. İkincisi; mâlikâne-dîvânî sistemine bağlı toprakların vakfedilmesi hâlinde, vakfedilen şey, topraktan ve toprak üzerinde yaşayan köylülerden alınan her türlü vergiler olmayıp, sâdece toprağın kuru bir mülkiyet hakkıdır. Bu mülkiyet hakkına malikâne hissesi denilmekte olup, ümûmiyetle mahsûlün beşte biri, yedide biri veya onda biri olarak kabul edilmektedir. Vakfedilen bu haktır. Üçüncü kısmı ise; bilcümle hukûk-ı şeriye ve rüsûm-ı örf iyesi ile ve serbestiyât üzere vakfedilen topraklardır. Burada söz konusu edilen vakıflardan birinci ve İkincisi vakf-ı sahih,üçüncüsü ise vakf-ı irsâdîdir. Vakıf, faydalanılması mübâh ve mümkün olan mülk ve maldan olur. Vakfedilen maldan yalnız veya en sonra bir mescidin veya fakirlerin faydalanmasını bildirmek şarttır. Şu arazim fakirlere sadaka olarak ebedî bir vakıftır. Şu malım Allah için vakıftır gibi vakfa mahsûs sözlerle vakıf yapılır. Âdete göre zenginler de istifâde edebilir. Vâkıfın yâni vakfedenin, vakfı idare için tâyin ettiği kimse nâzır ve mütevellî olur. Vâkıf, malını mütevellîye teslim eder. Nâzır ve mütevellî sonra ölürse, bunların vasiyet ettiği olur. Bunlar yoksa, kâdı yâni hâkim bir mütevellî tâyin eder. Bu tâyinde vâkıfın evlâd ve yakınlarından ehil olanların tercih hakları vardır. Vakıf sahibinin tâyin ettiği mütevellî, nâzırın bilgisi altında vakfı idare eder. Akd ve alış-veriş yapar. Malını vakfeden kimse bunu hâkime tescil ettirdikten, yâhud mutevellîye teslim ettikten sonra vaz geçemez. Mülkümü vakfettim diyen kimse, tescil ettirmeden önce vazgeçebilir. Vakfın gelirinden, önce tamir, sonra hizmet edenlerin ve nâzırın ücretleri ödenir. Vakıf binaların tamirleri, içinde parasız oturmaya hakkı olanların malları ile yapılır. Yapamazlarsa kâdı (hâkim) bunları çıkarıp, kiraya yerip, ücretleri ile tamir ettirir, sonra bunlara teslim eder. Kiracı bulunmazsa hâkim tarafından harâb bina satılıp, parası ile başkası alınıp, mütevellîye teslim edilir. Başkasını satın alamazsa para fukaraya dağıtılır. Bu işi ancak kâdı yapar. Fakat kâdı vâkıfın şartlarına aykırı hüküm veremez. Herkesin bu şartlara uyması lâzımdır. Ancak kâdının hıyanet eden mütevellîyi ve nâzırı azletmesi vâcibdir. Binâ, tarla, kuyu gibi nakledilmeyen şeyler sözbirliği ile vakfolunur. Nakledilmeyen şey ile birlikte buna lâzım olan naklolunan şey de İmâmeyne göre vakfolunur. Vakfedilmesi âdet olan menkûl mallar yâni taşınabilir şeyler İmâm-ı Muhammede göre yalnız olarak da vakfolunur. Bu imâma göre altın, gümüş, yâni para da vakf olunur. Hacm ve vezn (tartı) ile ölçülen şeylerin hepsi böyledir. Hacm ile, vezn ile ölçülen eşya satılıp bedelleri ve vakıf paraları fakirlere ödünç verilir ve müdârebe yolu ile sermâye olarak tüccara verilir ve kâra ortak olunur. Vakfın hissesine düşen kârlar fakirlere sadaka verilir. Vakfolunan paranın misli hep vakfın emrinde kalması lâzımdır. Bununla bir şey satın alınmaz ve borç ödenemez. Buğdaylar fakir olan köylüye tohumluk olarak ödünç verilip yeni mahsûlden ödenmek şartı ile vakfolunur. Sütü fakirlere verilmek üzere inek vakfolunur. Ev eşyası gibi vakfı âdet olmayan şeyleri vakfetmek caiz değildir. 1) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; sh. 8252) Rehber Ansiklopedisi; cild-17, sh. 3253) Evkâf-ı Hümâyûn Nezâretinin Târihçe-i Teşkilâtı ve Nüzzârın Terâcimi ahvâli (Hüseyin Hüsâmeddîn Efendi ve İbnülemin Mahmûd Kemâl İnal, İstanbul-1336)4) İstanbul Vakıflar Tahrir Defteri 953 (1546) Târihli (Ö.L. Barkan ve E.H. Ayverdi, İstanbul-1970)5) Vakıflar (Ali Himmet Berki, İstanbul-1946)6) On yedinci asır Türk Vakıflarının İktisâdi boyutu (Bahâeddîn Yediyıldız), Vakıflar Dergisi, sayı-18, sh. 57) İslâm Târihi Ansiklopedisi; cild-10, sh. 1338) Vakıflar (İstanbul Vakıflar Başmüdürlüğü, İstanbul-1984)9) Menşei ve Târihi Gelişimi Açısından Vakıflar (Nazif Öztürk, Ankara-1983) |
|
| Yer İmleri |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk) | |
|
|