|
25 Mart 2026, 17:06
|
#1
|
|
|
İçimde Kalan Yol ??? &&& ??? Kırıldığım Yerler
İçimde Kalan Yol ??? &&& ??? Kırıldığım Yerler
Adı yoktu bu hâlin.
Ne tam bir hüzün ne de açık bir boşluktu.
Sadece... bir eksiklik.
Derin anlatılamaz gözle görülmez ama hep orada duran bir şey.
Ayşe oturduğu odanın penceresinden dışarıya baktı.
İnsanlar geçip gidiyordu.
Yağmur hafifti rüzgâr sesi yumuşak.
Her şey dışarıda akıyordu;
onun içinde ise hiçbir şey hareket etmiyordu.
Kırıldığım Yerler
İlk ne zaman kırıldığını hatırlamıyordu.
Belki bir sözle belki bir suskunlukla.
Ama biliyordu ki; içindeki o ilk çatlak zamanla büyümüş
birer birer diğer duvarları da yutmuştu.
Sevdiği insan gitmişti.
Ama asıl acı kendi içinde yalnız kalmaktı.
Çünkü onunla birlikte bir parçası da gitmişti.
Ayşe o gün aynaya baktığında
gözlerinin altında yorgunluğu değil kırıklığı gördü.
Ve ilk defa "Artık kendim değilim" dedi.
Gölge Gibi
Günler geçti.
Hayat devam etti.
Ayşe de devam etti.
Ama bir farkla: kendi gibi değil bir gölge gibi.
İnsanların yanında yürüyordu ama ayakları yere değmiyordu sanki.
Gülüyordu ama içinden geçmiyordu.
Birine "iyiyim" dediğinde dudakları oynuyordu ama sesi yoktu.
Her şey başkasına aitmiş gibi hissediyordu.
Sanki kendi hayatını uzaktan izliyordu.
Sahip olduğu hiçbir şeyin anlamı yoktu artık.
Ve bu gölgede kendini neredeyse kaybediyordu.
Ama işte o an başladı.
İçimde Uyuyanlar
Bir gece — sıradan, sessiz kimsenin aramadığı bir gece —
Ayşe’nin içinden bir cümle geçti:
“Ben neredeyim?”
Ve bu basit soru yıllardır uyuyan duygularını yerinden kıpırdattı.
İçindeki çocuk hâli suskun kalan sesi korkularını bastıran tarafı
birer birer uyanmaya başladı.
Ağlamaya başladı — belki yıllar sonra ilk defa.
Ama bu kez ağlayarak dağılmak için değil uyanmak için ağladı.
İçindeki gömülü benliğin üzerine ilk defa ışık düştü.
Yalnızlığın İçinden
Ayşe ertesi sabah hiçbir şey yapmadı.
Sadece sustu.
Sadece baktı.
Sadece kendiyle kaldı.
Yalnızlık ilk başta keskin bir bıçak gibiydi.
Ama zamanla onunla yaşamayı öğrendi.
Ve fark etti:
Yalnızlık kaçtığı bir şey değilmiş.
Geçmesi gereken bir yolmuş.
Ve o yolun tam ortasındaydı.
Yavaş yavaş yürüdü.
Kendine yabancılaştığı yerlerden geçerek.
Sessizce.
Ağır ağır.
Yoklukta Var Olmak
Günlerden bir gün hiçbir şey hissetmeden uyandı.
Ama bu kez ürkmedi.
Boşluk onu korkutmadı.
Çünkü artık biliyordu:
,
Bir şey hissetmiyor olmak yok olmak demek değildi.
Yokluğun içinde bile hâlâ bir “ben” vardı.
Kırılmış eksilmiş susmuş ama hâlâ burada olan bir “ben”.
Ve bu varlık onun en derin gücüydü.
Çünkü hiçbir şey kalmadığında bile
Ayşe yine de kalkmayı seçmişti.
Kendime Doğru
Yıllar geçmedi belki.
Ama duygular aktı dönüşüm başladı.
Ayşe artık başka biri değildi.
Sadece kendine daha yakın biriydi.
Artık biliyordu:
Kırıklarından ışık sızar
Gölgeden ışığa çıkılır
Yalnızlık bazen en çok kendine yaklaştırır
Ve yokluğun içinden geçerken
gerçek varlık kendini bulur.
Ayşe pencereye yine baktı.
Bu kez dışarısı değil içerisi hareket ediyordu.
İçinde uyanan yürüyen nefes alan bir şey vardı.
Adımını attı.
Kendine doğru..!
|
|
|
|