|
25 Mart 2026, 23:30
|
#1
|
|
|
& FıSıLtı Bile DEgil… &
Yalnızlık ilk başta sessizlik gibi başlıyor.
Kimse aramıyor. Kimse gelmiyor.
Gürültü çekilmiş bir şehir gibi…
Sokaklar boş
Kelimeler yorgun
Gözlerin uzaklara bakıyor ama hiçbir şey görmüyor.
Sonra fark ediyorsun
Bu sessizlik dışarıdan değil
İçinden geliyor.
Bir zamanlar dolu olan o iç ses
Artık fısıltı bile değil.
Susmuş.
İçine çekilmiş.
Seninle birlikte kaybolmuş gibi.
Yalnızlığın içinde ilk kaybettiğin şey zamandır.
Saatler akıyor ama fark etmiyorsun.
Günler geçiyor ama bir anlamı yok.
Dün müydü bugün mü — bilmiyorsun.
Sanki hep aynı duygunun içinde mahsursun.
Ne ileri ne geri.
Olduğun yerde…
Ve orada sadece sen varsın.
Ama sonra bir şey oluyor.
Çok küçük bir şey.
Belki bir rüzgâr sesi
Belki bir cümle
Belki de sadece bir nefes.
Yalnızlığın içinde bir kıpırtı beliriyor.
İçinden geliyor bu sefer.
Kimseden değil…
Kendinden.
İşte orada anlıyorsun:
Yalnızlık bir çukur değil.
Bazen bir geçit.
Bazen bir arınma.
Bazen sadece kendinle baş başa kalmak için gerekli bir durak.
Yalnızlığın içinden geçiyorsun.
Ve geçtikçe tanıyorsun kendini.
Sana benzeyen kırıkları
Susturduğun duyguları
Sakladığın çocuk hâlini.
Yalnızlık seni eksiltmiyor aslında.
Seni sadeleştiriyor.
Kalabalıklar gittiğinde
Geriye kalan şeyin
“Sen” olduğunu gösteriyor.
Ve o an fark ediyorsun:
Yalnızlığın içinden geçmek
Bazen dünyaya en çok yaklaştığın andır.
Çünkü ilk defa kendinle tanışıyorsundur.
|
|
|
|