Bu konuyu 2. açışım olacak.

İlk mesajın benden olması çok güzel. Bizim hikayemiz "Bir dostluk nasıl oluşur?" hikayesi...
Oturdun iki sohbet ettin, muhabbeti sardı. Bu dost olmak için yeterli değildir. Dostluk emek ister, önemli paylaşımlar gerektirir. Birbirinizin her şeyini bilmeyi gerektirir. Neyi sever, neleri yer, neler onu duygulandırır, nelere güler, nelere kızar... Bu da süreç ister. Bu süreç bazen rutin ilerler. Sorunsuz ve problemsiz... Bazen de bizimki gibi karmaşık, bol gürültülü...
İlk karşılaştığımda bulunduğun foruma enerji katmaya çalışan, azimli bir kızdın. Seni ne kadar anlamasalar da takdir görmesen de bu çabayı gösteriyordun. Ben de konularına yorum yapıyordum. Çoğu zaman yorumlarımı beğenmiyordun ama yine rep mesajlarında iyi anlaşıyorduk. Hoşuna gitmeyen kısımları söylüyordun.
Sonra birden kayboldun. Meğer bir acıyla boğuyormuşsun. Bunu öğrendim ve destek olmak amacıyla sürekli halini hatırını sormaya başladım. Bu şekilde arkadaşlığımız başladı.
Sonra birlikte eğlenmeye başladık. Birlikte güldük... Arada birbirimizi yanlış anladık, aramız bozuldu. Barıştık. Tartıştık, barıştık. Son kez ben sana kötü bir kazık attım. Hem kavgamız, hem de evlilik hazırlıklarından dolayı uzun süre görüşemedik. Bir araya geldiğimizde ise sen beni tekrar bağrına bastın. İşte o gün anladım. Sen gerçek bir dostsun. Sonra kendi kendime söz verdim. Bir daha üzmeyeceğim ve mutlu olması için elimden geleni yapacağım. İyi varsın prensesim, iyi ki varsın kardeşim.
Senin yüzünden gözümden yaş geldi.
__________________
İstemem! Eksik olsun!
Tahtlarınız, şanınız, sahte zaferleriniz!
Bir tek onurum yeter bana
Yalnız ölsem de eğilmem asla!