Biraz geç kalmış olabilirim ama, geldim.
Ben, yine klasik sorularımı soracağım.
-Sevdiklerin için neler yaparsın.?
Sınırı yok.
-Arkadaş, dost, sevgili seçerken nelere dikkat edersin.?
Arkadaşlıkta aşırı seçici kriterlerim yok ancak diğer iki durumda ince eleyip sık dokurum. Yine de genel olarak bahsedecek olursam, arkadaşlıklarımda da dahil olmak üzere söylemlerle eylemlerin birbiriyle tutarlı olması; güvenilirlik ve kafa yapısı esas. 5 dakikadan fazla aynı dili konuşamayacağım insanlarla vakit geçirmek sıkar beni.
-Seni sevdiklerinden ne/ler soğutur.?
Gereksiz yalan söylenmesi ki yakalarım, güvenin suistimal edilmesi, bir de yukarıda arkadaşlık kriteri olarak da belirttiğim gibi söylemleriyle eylemlerinin uyuşmaması.
-Burasi ( yaşadığımız hayat) bir tiyatro salonu ve herkes kendine düşen rolünü oynuyor. Sen'in rolün, bu tiyatronun neresin de.?
Sen yıllardır bu soruyu herkese sorarsın ancak buradaki kastettiğin tiyatro ve rol kavramlarıyla nereye atıf yaptığını irdelemek isterim. Hayat; çok katmanlı, çok bilinmeyenli, çok denklemli bir sürünceme. Kontrol edemediğimiz çok fazla gelişmenin yaşandığını da yadsıyamayız elbette. Ancak sen bunu din > kader ekseninde ön kabulle soruyorsan ben buna katılmıyorum, herkes kendi kaderini kendi yazar diye düşünüyorum. Bu eksende ele alacak olursam; hem kendi hayatımın başrol oyuncusuyum, hem de yapımcı, yönetmen ve senarist benim.
-Sanal ve reel arasın da, sence ne gibi farklilıklar var.?
Benim açımdan bir fark yok. Ben orada nasılsam burada, burada nasılsam orada da aynıyım. Ancak çoğu kişi buralarda yaşamadığı hayatı oynuyor. Onlar için ciddi farklılıklar vardır eminim. Bununla ilgili geçtiğimiz günlerde gayet anlamlı bir metin yazmıştım.
-Bana gerçek gelen sana sahte, yalan gelebilir. Sence gerçek nedir.?
İnsanlar bireysel doğrularla evrensel doğruları birbirine karıştırır genelde, çünkü işlerine öyle gelir. Açıkçası bu soruyu somut örneklerle soyutluktan çıkarmak lazım. Mesela masanın üzerinde bir bardak ya vardır ya yoktur. Ben bu bardak burada yok diyorsam, sen hayır var diyorsan ya ben körümdür ya da sen şizofrensindir. Dolayısıyla bu somut örnekte bana göre sahte, sana göre gerçek diye bir şey söyleyemeyiz; bireysel değil, evrensel gerçeklikten bahsedebiliriz. Ancak duygular üzerine, algılayışlara dayanan gerçeklikler farklılık gösterebilir. Nedir bunlar? Bir davranış bana etik gelir ama sana ahlâki gelmez, kırıcı bir cümle aslında benim için normal olabilir, vs vs.
-IRCd forum'u daha da ileri taşıma adına, neler yapmayı düşünüyorsunuz.?
Bu soruna Selçuk da benzer minvalde bir yanıt vermişti. Çok şey düşünüyorduk, genel forum olarak zaten mükemmeliz ama IRC tarafında biraz eksiğimiz vardı; onu da hallediyoruz. Teknik yenilikler, ilkler zaten sürekli devam eden bir devinimde. Birileriyle rekabet edersen her zaman rakibini geçtiğinde hedefsiz kalır, tıkanırsın. Bu yüzden biz daima kendimizle rekabet içerisinde olacağız, hep olduğumuzdan daha iyisini hedefleyerek adımlar atacağız/atıyoruz. Henüz bu forum kurulalı 5 ay olmadı ancak sektörün bilinen, gelişmekte olan, sürekli gözleri üzerine çeken, ivmeli, başarılı platformlarından biri olmayı başardık. Bu yolda emin adımlarla yürümeye devam edeceğiz.
-Beni en iyi tanıyan birisi olarak, beni bir şarkı ile anlat desem.?
Bu medyayı görüntüleyebilmeniz için üye olmanız ve üye hesabınızla oturum açmanız gerekmektedir.
Şimdiden teşekkür ederim.