[Only registered and activated users can see links. ]
BİRİ SENİ SEVERKEN, SEN NEREDEYDİN?
Bilmezsin… İnsan bazen birini özlemekten değil, o insanın yokluğunda kendinden eksilmekten yorulur. Herkes hasreti kavuşmakla ölçer; oysa bazı hasretler vardır ki kavuşsan da dinmez, çünkü insan yalnızca bir bedeni değil, o bedenin kendisinde bıraktığı huzuru, söylenmemiş sözleri, yarım kalmış hayalleri ve bir zamanlar kendisini hayata bağlayan o eşsiz duyguyu özler. Ben seni yalnızca yanımda olmadığın için özlemedim; ben seni, içimde hâlâ yerin varken senin benden habersiz yaşayabilmene kırıldığım için de özledim.
Ben seni yokluğunda da sevdim, sen varlığında bile beni yalnız bıraktın;
Ben sana bir ömürlük yer açtım, sen kalbimde misafir bile kalmadın.
Söyle sevgili, insan bir kalbe bu kadar derin işlenip nasıl bu kadar kolay unutulur? Bir insanın gecelerine sükût, sabahlarına eksiklik, dualarına isim olursun da nasıl olur, onun dünyasında kendi varlığından bile şüphe edersin? Ben senden mucizeler istemedim. Herkesin önünde beni baş tacı etmeni de beklemedim. Yalnızca bir gün olsun, benim içimde kopan fırtınayı kendi sessizliğinle büyütmemen yeterdi. Bir kez olsun, suskunluğunun ardına saklanmak yerine dönüp gözlerimin içine bakmanı; söyleyemediğim ne varsa anlamanı bekledim.
Lakin sen, benim sustuklarımı olgunluk, geri çekilişimi vazgeçiş, kırgınlığımı ise zamanla geçecek bir heves sandın. Oysa ben her susuşumda senden biraz daha uzaklaşırken bile sana olan sevgimden bir adım geri atamadım. İşte insanın kendine yaptığı en büyük haksızlık budur: Bir başkasına gösterdiği merhameti kendisinden esirgemek, bir başkasının yokluğunu kendi varlığından daha kıymetli bilmektir.
Sana kırgınlığım sevgimin bittiğinden değil, sevgimin kıymetini senin hiç bilmeyişindendir;
Benim içimde büyüttüğüm o koca sevda, senin gönlünde bir anlık hatıra bile değilmiş meğer.
Şimdi adını anınca içimde eski bir kapı aralanıyor. Ardından ne bir kavuşmanın sevinci geliyor ne de seni bütünüyle unutabilmenin ferahlığı… Yalnızca bir zamanlar seninle mümkün sandığım güzelliklerin sessizliği çöküyor üzerime. İnsan en çok da gerçekleşmeyen hayallerine yas tutuyormuş. Çünkü yaşanmış bir şeyin sonunu kabullenmek başka, hiç yaşanamamış bir ömrün ihtimalini içinde taşımak başkaymış.
Ben seninle yalnızca güzel günler düşlemedim; zor zamanlarda da birbirinin elini bırakmayan iki insan olmayı istedim. Herkesin kolayca vazgeçtiği yerde birbirimize sadık kalmayı, dünyanın gürültüsü arasında birbirimizin sesini tanımayı, yıllar geçse de ilk günkü samimiyetimizi kaybetmemeyi hayal ettim. Sen belki bunları fazla buldun, belki benim kalbimin dilini hiç öğrenmedin. Ama bil ki ben sevgiyi bir hevesin heyecanı olarak değil, insanın bir başka insana karşı taşıdığı ağır bir emanet olarak bildim.
Ben sana bir hevesin ömrünü değil, ömrümün içinden bir sevda verdim;
Sen ise bir ömür saklanacak hatırayı, günlerin arasına bırakıp gittin.
Sitemim sana, sevgili… Çünkü insan yabancıdan vefa beklemez; insanı asıl inciten, gönlünün kapısını kendi elleriyle açtığı kişiden gördüğü vefasızlıktır. Yabancının mesafesi can yakmaz, zira orada bir beklenti yoktur. Ama bir zamanlar sesinden huzur bulduğun insanın sessizliği, en kalabalık yerde bile insanı kimsesiz bırakır. Senin bir kelimen için nice düşünceyi içimde susturduğumu, küçücük bir ilginle koca bir günü güzelleştirebildiğimi nereden bileceksin?
Ben sana kızarken bile seni incitmemeye çalıştım. Kırılırken bile kalbinde bir yara açmaktan korktum. Kendime anlatamadığım nice şeyi, belki bir gün anlarsın diye içimde sakladım. Fakat şimdi anlıyorum ki insan bazen birini kaybetmekten korkarken, kendi kıymetini kaybettiğini fark edemiyor. Ben seni severken kendimi unutmadım sanıyordum; meğer senin beni hatırlamanı beklerken kendime ayırmam gereken vakti de sana vermişim.
Bir gönül düşün ki kırıldığı yere yine de dua götürsün;
Bir sevda düşün ki sitem etsin ama sevdiğinin kötülüğünü istemesin.
Sana beddua etmeyeceğim. Çünkü benim sevgim, incinmiş olsa da senin mutsuzluğunu dileyecek kadar küçülmedi. Fakat sana eskisi gibi hiçbir şey olmamışçasına bakabileceğime de söz veremem. Zira bazı kırgınlıklar affedilse bile insanın içindeki eski güveni aynı yere koymuyor. Bir kere çatlayan aynada görüntü yine görünür, ama insan o çatlağı artık görmezden gelemez.
Belki bir gün sen de birini benim seni beklediğim gibi beklersin. Bir mesajın gelişini bir kapının açılışı gibi umutla karşılarsın. Bir sesin tonundan anlamlar çıkarır, bir suskunluğun ardında bin ihtimal ararsın. Belki o gün anlarsın ki özlemek, yalnızca birini görmek istemek değildir; insanın kendi içindeki bütün yolların aynı kişiye çıkmasıdır. Ve belki o vakit, seni bekleyen bir kalbin neden bu kadar yorulduğunu daha iyi anlarsın.
Ama o gün geldiğinde benim hâlâ aynı yerde olacağımı sanma. Zaman, insanın içindeki her şeyi silmez; bazen yalnızca acının sesini kısar. Hatıralar kalır, isimler kalır, bir şarkının ortasında ansızın gelen o tanıdık sızı kalır. Fakat insan, bir gün kendi kalbini de korumayı öğrenir. Sevmek uğruna kendini tüketmenin sadakat olmadığını, özlemin her zaman geri dönmek anlamına gelmediğini, birini çok sevmenin o insanın kendisine iyi geleceğini garanti etmediğini anlar.
Seni unutmak değil derdim; seni hatırlarken kendime yabancı kalmamaktı;
Sana kavuşmak değil tek arzum; sevdamın içinde bir gün olsun kıymetimin bilinmesiydi.
Şimdi sana son bir sitemim var: Madem kalacaktın, neden gönlüme bu kadar derin yerleştin? Madem gidecektin, neden bana bazı insanların bir ömre bedel olabileceğini öğrettin? Neden bir bakışına anlam yüklememe, bir sözünü geleceğime katmama izin verdin? Ben senden bir masalın kahramanı olmanı istemedim; yalnızca benimle aynı hakikatin içinde yürüyen, sevgiyi yalnızca güzel günlerde değil, kırgınlıkların ortasında da koruyabilen biri olmanı istedim.
Belki senin hikâyende ben gelip geçen bir sayfaydım. Belki benim hikâyemde sana ayırdığım yer, senin bana ayırdığından çok daha büyüktü. İşte insanın kabullenmesi en zor gerçeklerinden biri de budur: İki insan aynı duygunun içinde buluşabilir, ama o duyguya aynı derinlikte sahip çıkmayabilir.
Yine de bil ki ben seni sıradan bir hatıra gibi yaşamadım. Adını dilimde, izini gönlümde, özlemini gecelerimde taşıdım. Seni severken yalnızca sana değil, seninle kurduğum ihtimallere de inandım. Şimdi o ihtimallerin çoğu susmuş olabilir; ama yaşadığım sevdanın hakikatini senin davranışların belirleyemez. Sen kıymetini bilmedin diye benim sevgim değersizleşmez. Sen karşılık veremedin diye benim hislerim yalan olmaz.
Sen benim en güzel duamla en derin sitemimin aynı adı oldun;
Ben seni severken çoğaldım sandım, yokluğunda kendime dönmeyi öğrendim.
Ve eğer bir gün yolun geçmişimize düşerse, bil ki sana söyleyecek çok şeyim olmayabilir. Çünkü bazı sözler zamanında duyulmadığında, sonradan söylense de eski yerini bulmaz. Belki gözlerimde tanıdık bir hüzün görürsün, belki sesimde eskiden sana sakladığım o sıcaklığı ararsın. Fakat unutma: Bir kalbin sana açık olması, o kapının sonsuza kadar aynı şekilde açık kalacağı anlamına gelmez.
Ben seni inkâr etmeyeceğim; çünkü yaşadığım hiçbir duyguyu yok sayacak kadar sahte değilim. Seni kötü bir hatıraya da dönüştürmeyeceğim; çünkü kalbimden geçenlerin hepsini senin kusurlarına bağlayamam. Ama kendimi de bir başkasının ilgisine mahkûm etmeyeceğim. Sevgim sana ait bir hatıra olarak kalabilir; bundan sonraki ömrüm ise benim sorumluluğumdur.
İşte bütün sitemim bundan ibaret, sevgili: Ben senden bir ömür istemiştim, sen bana cevapsız günler bıraktın. Ben seninle bir yuvanın huzurunu düşlemiştim, sen beni kendi içimdeki sessizliğe uğurladın. Ben sana kalbimin en sahici yerinden seslendim; sen o sesin hangi derinlikten geldiğini belki de hiç duymadın.
Bir gün beni özlersen, yalnızca yokluğumu değil, sana nasıl sevildiğini de hatırla;
Çünkü herkes hayatına girebilir, ama herkes gönlüne böylesine derin bir sevda bırakamaz.
Ve son olarak şunu bil: Benim sana olan sitemim, bir zamanlar seni ne kadar çok sevdiğimin şahididir. Çünkü insan, hiç kıymet vermediği birinin ardından böylesine içten konuşmaz. Benim içimde sana dair hem bir özlem hem bir kırgınlık var; biri seni hatırlatıyor, diğeri kendimi unutmamam gerektiğini…
Belki bir gün her şey yerli yerine oturur. Belki yollarımız yeniden kesişir, belki de birbirimizin hayatında yalnızca bir hatıra olarak kalırız. Bunu zaman bilir. Benim bildiğim tek şey, gerçek sevdanın bir insanı kendinden vazgeçmeye mecbur bırakmaması gerektiğidir.
Ben seni sevdim, sevgili… Hem de öyle bir sevdim ki yokluğun bile bende senden bir iz taşımaya devam etti. Ama artık şunu da biliyorum: Bir insanın kalbinde yer edinmek güzeldir; o kalbin kıymetini bilmek ise asıl maharettir.
Benim sana son sözüm ne bir veda ne de bir çağrıdır; yalnızca gecikmiş bir hakikattir:
Ben seni kaybettiğim için değil, seninle mümkün sandığım sevdayı tek başıma taşıdığım için kırgınım.
Satırlar okunmuyor insanın içinden geçiyor sanki @[Only registered and activated users can see links. ]
Kimi cümlede kendimden bir yarayı tanıdım, kimisinde yıllardır söyleyemediğim bir söz anımsadım..
Sitemle başlayan yazı, sonunda bir dirilişe dönmüş. Birini tek başına sevmenin ağırlığını ne de güzel kaleme almışsın..
En güzel tarafı kırgın ama kin tutmuyor, yaralı sadece.
Cevabımı senin dilinden vermek isterim (:
Sen bir sevdayı tek başına taşıdın, o yüzden bu kadar ağır yazdın. Ama bil ki taşıdığın yük gidenin değil, sevmeyi bilen kalbin şerefidir. Bazı insanlar gider ve geride boşluk bırakırlar. Bazıları da gider ve geride böyle bir yazı bırakır. Kaybeden her zaman gidendir. Er ya da geç..
IRCdForum.Net; 5651 sayılı kanuna göre yer sağlayıcı bir forum sitesidir.
Dolayısıyla forumdaki içeriklerden ilgili içeriği paylaşan üyeler sorumludur.
Hukuka aykırı içerik bildirimleri için
İLETİŞİM
linkinden bildirim gönderebilirsiniz.
IRCdForum.Net; altyapı gücünü Güzel Hosting'den alır.