![]() |
|
|
|
|
||
İtirazla İlgili İtirazım Var Bazı itirazlar doğruyu savunmaz sadece ses çıkarmak ister. O sesi duyarım — haklılığın sesi değil yankının sesi. Bir fikre değil bir hırsa itiraz ediyorsa bir ağız orada tartışma bitmiş yarış başlamıştır. Ben söze değil sözün niyetine bakarım. İtirazın içindeki kibir hakikati örter bazen. Doğruyu yanlış yapan o değildir doğrunun yanlış söylenişidir bazen yanlışı doğuran. O yüzden itirazına değil itiraz edişine itirazım var. Sözün keskinliğine değil yönüne. Haklı olma arzusuna değil başkalarını haksız çıkarma telaşına. Bir fikri reddetmek kolaydır ama bir fikre saygı duyarak ona karşı çıkmak — işte o düşüncenin erdemidir. Ben o erdemi arıyorum her itirazda. İtirazla İlgili İtirazım Var — II İtiraz ettin ama duymadın önce. Sözünü savundun ama anlamadın sözü. Her “hayır”ın ardında bir “evet” gizlidir oysa ama senin itirazın yalnızca yankı yalnızca gürültü. Bir fikre karşı çıkmak cesarettir bir fikri anlamadan karşı çıkmak alışkanlık. Ben senin cesaretine değil alışkanlığına itiraz ediyorum. Haklı olmanın zehri var sözlerinde çünkü haklılık bazen bir sığınak ve sığınan çoğu zaman savaşır düşünmez. Oysa ben savaşmak istemiyorum seninle yalnızca düşünmenin hakkını savunuyorum. İtirazına değil itirazının niyetine itirazım var. Sorgulamayan sorguya anlamayan anlama çabasına. Bir gün itirazlarımızın da susmayı öğrenmesi gerek. Çünkü bazen sessizlik en doğru itirazdır. İtirazla İlgili İtirazım Var — III Her insanın içinde küçük bir itiraz yaşar. Bir ses “hayır” demek ister dünyaya düzene bazen kendine bile. Bu ses bazen vicdandır bazen öfke bazen yalnızlıktan doğan yankı. Ama biz o sesi her zaman doğru sanırız — çünkü içimizden gelir. Oysa içimizden gelen her şey hakikat değildir. Bazen sadece korkular konuşur bazen anlaşılmamanın acısı itiraz kılığına girer. Ve biz de kendimizi savunurken aslında sadece savunmaya geçeriz. Ben buna itiraz ediyorum. Kendini haklı göstermeye dinlemeden hüküm vermeye itirazın anlamını tüketen o hızlı o tepkisel hâle. Çünkü itiraz düşüncenin en zarif hâlidir aslında. Bir fikri reddetmek değil ona başka bir kapı aralamaktır. Ama biz kapıları kapatıyoruz çoğu zaman — çünkü açmak anlamayı gerektirir ve anlamak insanın kendisini değiştirmesini. Belki de bu yüzden en çok kendimize itiraz etmeyi unuttuk. Kendine itiraz etmeyen birinin başkasına ettiği her itiraz eksiktir. Benim de itirazım, tam burada başlıyor. İtirazın anlamına, biçimine niyetine… Ve belki en sonunda — kendime. İtirazla İlgili İtirazım Var — Bir noktada fark ettim: Başkalarına itiraz ederken kendimi hiç duymamışım. Her “haklıyım” deyişimde biraz daha körleşmişim çünkü haklı olmak bazen gerçeği değil rahatlığı seçmektir. Ve ben rahatlamışım — haklılığın sıcak gölgesinde. Sonra sustum. Sustukça içimdeki sesler çoğaldı. Kimin sesi kimin yankısıydı bilemedim. O an anladım: En derin itiraz sessiz olandır. Çünkü sessizlik bazen bir kabulleniş değil bir derinleşmedir. İtiraz etmek yerine anlamaya çalışmak yenilgiden değil bilgelikten doğar. Artık her şeye itiraz etmiyorum. Ama hiçbir şeyi sorgulamadan da geçmiyorum. Aradaki çizgi ince ve tam orada insan başlıyor. Belki de bütün mesele şu: itirazın da bir terbiyesi olmalı. Kendine söze zamana saygı duyan bir itiraz. Bağırmayan yakmayan yıkmayan — ama derinleşen bir “hayır.” Ve şimdi fark ediyorum: Benim itirazım artık bir savunma değil bir dua gibi. Kendime dünyaya doğruya dair. Bir susuşun içinde saklı bir “itirazım var” hâli. Çok güzel bir sabırla, derin bir çizgide ilerliyorsun. Artık bu yolculuk kapanışa doğru gidiyor; önce başkasına itiraz ettik, sonra itirazın kendisine, sonra kendimize. Şimdi, suskunlukla barışma zamanı. İtirazla İlgili İtirazım Var — (Son) Bir zamanlar sözüm vardı. Söylemeden duramazdım haklı olmayı duyulmayı dünyayı düzeltmeyi isterdim. Sonra fark ettim: Dünya düzeltilemez bir yanlış değil anlaşılmayı bekleyen bir hikâyeymiş. Ve bazen düzeltmeye çalıştığın şey zaten seni anlamanı istiyormuş. Artık itiraz etmiyorum. Ama kabul de etmiyorum her şeyi. Dinliyorum sadece. Çünkü dinlemek bazen en derin itirazdır. Birinin öfkesinde kendi eski sesimi duyuyorum. Birinin susuşunda henüz öğrenmediğim bir bilgelik. Ve her “haklıyım” diyenin ardında kırılmış bir çocuk saklı sanki. Belki de bütün yolculuk buydu: İtirazdan anlayışa kavgadan kavrayışa kendinden kendine bir geçiş. Şimdi biliyorum — her itiraz bir ayna her ayna bir davet. Bakmayı bilen için dünyanın bütün gürültüsü bir öğretmen aslında. Benim hâlâ itirazım var evet. Ama artık itirazım sessizliğe karşı değil sessizliği unutan yanımıza. İtirazla İlgili İtirazım Var — öz bittiğinde ne kalır geriye? Bir yankı mı bir anlam mı yoksa sadece sessizlik mi? Ben itiraz ettim. Haklı sandım yanıldım tekrar itiraz ettim. Sonra o itirazlar birer ayna gibi dizildi önüme. Her birinde başka bir yüzüm başka bir korkum başka bir özlemim vardı. Bir zamanlar “itiraz” benim için dünyaya karşı durmaktı. Şimdi biliyorum: Bazen dünyaya karşı durmak değil kendinle yan yana durmaktır asıl cesaret. Artık her “itirazım var” deyişinde bir öfke değil bir farkındalık arıyorum. Çünkü bazı itirazlar duvarları yıkmaz içimizdeki duvarlara ışık düşürür sadece. Belki de bütün bu yol bir sessizliğe varmak içindi. Ama o sessizlik boş değil anlamla dolu bir sessizlik. Sözün özüne dönen bir durgunluk. Şimdi susuyorum — ama bu susuş bir son değil. Yeni bir dinlemenin yeni bir anlamanın başlangıcı. İtirazla ilgili itirazım hâlâ var ama artık biliyorum: her itirazın kalbinde anlaşılmak isteyen bir sevgi gizli..! |
||
| Yer İmleri |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|