![]() |
|
|||||||
| Üye Günlüğü Günlük tadında, kişisel sayfalarınızı oluşturabileceğiniz bölüm. |
|
|
Konu Araçları |
|
|
||
Bir rüyaya inanmışım.
Şimdi, geriye dönüp baktığımda daha net görüyorum. O anlarda ise adı rüya değildi; gelecekti, ihtimaldi ,niyetti,hayaldi, bazen de kaderdi.. İnsan bazı şeylere inanırken farkında olmaz. İnanç sessizdir; yüksek sesle “inanıyorum” demezsiniz. Günlük hayatın içine sızar. Planlara, bekleyişlere, ümitlere,sabırlara karışır. Zamanla, bir parçamız gibi davranmaya başlar. Ben de öyle yaptım. Gördüğümle yetinmedim; görmek istediklerimi tamamladım. Boşlukları umutla doldurdum. Çünkü inanmak, eksikleri geçici olarak görünmez kılmıştı. Ama gerçek, sabırlı bir öğretmendir. Kendini hemen açıklamaz. Önce izler, bekler , sonra küçük işaretler bırakır. Sen o işaretleri anlamaya hazır olduğunda, rüya ile hakikat arasındaki mesafeyi fark edersin. Asıl kırılma anı o mesafeyi gördüğün an değildir. Asıl kırılma anı ve en zor olan kısmı , “Ben bunu ne zamandır taşıyorum?” sorusunu sorduğun andır. Çünkü bazı rüyalar yaşanmaz ama taşınır. Sessizce, kimseye fark ettirmeden, hatta kendine bile itiraf edemeden. Yine de İnanmış olmak bir hata değil; bir haldir. Cesaret ister. Kalbin açık olmasıyla ilgilidir. Herkes inanamaz, herkes o riski alamaz. Şimdi o rüya yerini başka bir şeye bırakıyor. Henüz adı yok. Belki bir duruş, belki bir sessizlik belki inkar,belki de isyan. Ama biliyorum ki ,bu bir son değil. Sadece uyanmak gibi. Gözleri ovuşturmak, etrafa yeniden bakmak,güneşi selamlamak, yeni doğan güne şükretmek gibi.. Ve belki de ilk kez, kendi uyanıklığıma inanıyorum şimdi…. Bunu burada bırakıyorum, devamı kendiliğinden gelir.. Daha fazlası [Only registered and activated users can see links. ] da
__________________
𝓡𝓮𝓿𝓷𝓪
Son düzenleyen: Revna; 15 Mart 2026, 16:02. |
||
| Yer İmleri |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk) | |
|
|