Ana Sayfa

İnsan Dediğin Bazen İnsandan Soğutur Adamı


Kullanıcı Etiket Listesi

10Beğeniler
  • 3 Post By Kaf Dağı
  • 1 Post By SinSireLLa
  • 2 Post By Ayza
  • 2 Post By Kaf Dağı
  • 2 Post By Lale

 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Dün, 02:13   #1
Çevrimiçi
Varsayılan İnsan Dediğin Bazen İnsandan Soğutur Adamı




İNSAN DEDİĞİN, BAZEN İNSANDAN SOĞUTUR ADAMI…

Kaf Dağı'nın ardında kalan bir yalnızlığın, kırılmış bir güvenin ve hâlâ sevmeyi özleyen bir yüreğin hikâyesi…

Bazen insan, kimseye anlatamadığı bir yorgunluğun altında ezilir. Ne derdini anlatacak birini bulabilir ne de sustuğunda içindeki gürültüyü susturabilir. Kalabalıkların ortasında yapayalnız kalır; herkesin yüzüne bakar ama hiçbir yüzde kendine ait bir samimiyet göremez.

Sonra yavaş yavaş değişir insan… Eskiden uğruna dünyayı karşısına aldığı şeylerden vazgeçer, eskiden kırılmamak için sustuğu insanları artık hayatından çıkarır. Çünkü bir yerden sonra insanın canını en çok yalnızlık değil, yalnız bırakılmayacağına inandığı insanların gidişi yakar.

İçimde susturduğum kaç çığlık var, bir ben bilirim,

Bir de gecenin karanlığında kendime yenildiğim yerleri…


Ben artık insanlara eskisi gibi bakamıyorum. Bir zamanlar bir tebessüme gönlünü açan, bir güzel söze dünyayı sığdıran o insan değilim. Çünkü gördüm ki bazıları kardeşim derken bile hesabını yapıyor insanın; omzuna elini atarken bile cebindeki menfaati düşünüyor.

Aynı sofrada ekmek bölüştüğün, derdini kendi derdi bildiğin, sırrını emanet ettiğin adamın gün geliyor seni en zayıf yerinden vuruyor. Üstelik bunu düşmanın yapmıyor; senin kardeşim dediğin yapıyor. Düşmanından korunmayı öğreniyorsun da kardeş bildiğinin ihanetine karşı insanın elinde ne kalıyor?

Düşmanım karşıma çıktı, kim olduğunu biliyordum,

Kardeşim arkamdan vurdu, ben hâlâ ona güveniyordum
…

İşte o günden sonra insanın içinde bir şeyler eksiliyor. Herkese karşı bir öfke değil belki bu; daha çok, insanlığın güzel taraflarına duyulan inancın yavaş yavaş tükenmesi. Samimiyetin maskeye, dostluğun çıkara, kardeşliğin bir kelimeye dönüştüğünü gördükçe insan kendi kabuğuna çekiliyor.

Artık kimseye kendini anlatmak istemiyor. Çünkü bazıları seni anlamak için değil, bir gün sana karşı kullanacakları yeni bir şey öğrenmek için dinliyor. Sen yüreğini açıyorsun, onlar açık kapı arıyor. Sen güveniyorsun, onlar zayıflığını ölçüyor.

Bir zamanlar insanlara gönlümün kapısını açardım,

Şimdi kendi gölgemden bile hesap sormadan geçemem…

Ama bütün bu öfkenin altında, kimsenin görmediği başka bir şey daha var: Sevmeyi özlemek…

Birinin sesinde huzur bulmayı, hiçbir şey anlatmadan anlaşılmayı, başını yastığa koyduğunda yarının korkusunu değil de güzel bir ihtimali düşünmeyi özlemek…

İnsan bazen herkesten nefret ettiğini sanıyor ama aslında yalnızca bir kez daha incinmekten korkuyor. Birine inanmak istiyor, sonra geçmişi karşısına dikilip fısıldıyor: “Unuttun mu, en çok güvendiğin yerden kırılmıştın.”

Böylece kalp sevgiye susuyor ama kapısını açmaya cesaret edemiyor.

Sevmek hâlâ içimde, bunu inkâr edemem,

Yalnızca kime inanacağımı artık bilemem…


Özlemek de tuhaf bir şey… Bazen bir insanı değil, onun yanındayken olduğun kişiyi özlüyorsun. İçten gülebildiğin günleri, bir söze çocuk gibi sevinebildiğin zamanları, geceleri başını yastığa koyduğunda kalbinde bu kadar yük taşımadığın hâlini…

İnsan geçmişe dönmek istemiyor belki ama geçmişte bıraktığı kendisini arıyor. Bir zamanlar tertemiz duygularla sevmiş, herkeste bir iyilik aramış, bir kardeşin sırtını dönmeyeceğine inanmış o eski kendisini…

Şimdiyse aynaya baktığında yüzünü tanıyor ama gözlerindeki yorgunluğun hikâyesini yalnızca kendisi biliyor.

Ben biraz dünümde kaldım, biraz da yarınımdan uzağım,

Yaşadığım kadar suskun, sustuğum kadar yaralıyım
…

Bazen yok olmak istiyor insan; dünyadan değil belki, kendisini tüketen bütün seslerden, sahte yüzlerden, bitmek bilmeyen hesaplardan uzaklaşmak istiyor. Kimsenin kendisinden bir şey beklemediği, kimsenin yarasına dokunmadığı, kimsenin sevgisini borç gibi önüne koymadığı bir yerde dinlenmek…

Telefonu çalmadan, kapısı çalınmadan, birilerine kendini açıklamak zorunda kalmadan yaşamak istiyor. Çünkü insanın ruhu da yoruluyor. Herkese güçlü görünmekten, her darbede ayağa kalkmaktan, içi paramparça olduğu hâlde “İyiyim.” demekten yoruluyor.

Bırakın biraz susayım, içimdeki fırtına dinilsin,

Belki de insan, kendine dönünce yeniden kendisi olsun…


Ve artık anlıyorum ki herkesi sevmek zorunda değilim, herkese güvenmek de zorunda değilim. Bana kardeşim diyeni kardeşim bilmek için yalnızca sözüne değil, zor günümde gösterdiği duruşa bakmalıyım.

Çünkü kardeşlik, güzel günlerde aynı masada oturmak değil; herkes giderken insanın yanında kalabilmektir. Dostluk, seninle gülmekten ibaret değil; düştüğünde elini uzatabilmektir.

Sevgi ise insanı kendinden nefret ettirmek değil, en karanlık gününde bile içindeki ışığı korumasına yardım etmektir.

Benim de hatalarım oldu elbet. Belki fazla güvendim, belki herkesi kendim gibi bildim, belki de hak etmeyen insanlara kalbimde hak etmedikleri kadar büyük yer verdim.

Ama bundan sonra kimseye düşman olmak için yaşamayacağım. Beni satanı hayatımın merkezine koymayacağım. Beni anlamayanlara kendimi anlatmak için tükenmeyeceğim. Çünkü bir insanın ihaneti, benim içimdeki bütün iyilikleri öldürmeye değmez.

Onlar kendi karakterleriyle kalacak, ben de kendi vicdanımla…

Beni yıkanlardan bir intikam borcum yok,

Benim hesabım kendimle; kaybettiğim huzurumu bulmak çok…


Belki bir gün yeniden güvenirim, belki bir gün bir insanın gözlerinde samimiyet görür ve geçmişin gölgesinden çıkarım. Belki yeniden severim; korkmadan, hesap yapmadan, yarını düşünerek kendimi tüketmeden…

Ama o gün gelene kadar yalnızlığımla kavga etmeyeceğim. Çünkü yalnızlık bazen insanın cezası değil, kendisini yanlış insanlardan kurtarmasının bedelidir.

Ve son olarak şunu öğrendim: Herkesin hayatında bir kırılma noktası vardır. Bir söz, bir ihanet, bir terk ediliş ya da bir gecede aniden çöken sessizlik…

O noktadan sonra insan eskisi gibi olmaz. Daha az konuşur, daha dikkatli sever, daha zor güvenir. Ama içinde hâlâ küçücük bir iyilik saklıysa tamamen kaybolmuş değildir.

BEN İNSANLARDAN YORULDUM, İNSAN OLMAKTAN DEĞİL…

Kardeş bildiklerimin ihanetinden yoruldum, kardeşliğin kendisinden değil. Sevmekten vazgeçmedim; yalnızca sevgimi hak etmeyen ellerde tüketmekten vazgeçtim.

Çünkü ben hâlâ sevmeyi özlüyorum… Hâlâ gerçek bir dostluğun, hesapsız bir kardeşliğin, karşılıksız bir sevginin mümkün olduğuna inanmak istiyorum.

Sadece artık herkese kapımı açmıyorum.

Çünkü bazı insanlar hayatına bir iz bırakır, bazıları bir yara…

Ve insan büyüdükçe anlar ki mesele kaç kişinin hayatından geçtiği değil, kaç kişinin ardından kendinden bir parça kaybettiğidir.


KAF DAĞI'NIN ARDINDA…

Bir gün sorarlarsa neden bu kadar sessizsin diye,

De ki: Çok konuştum, kimse duymadı; şimdi kendimi dinliyorum…



 
Dün, 02:32   #2
Çevrimiçi
Varsayılan Yanıt: İnsan Dediğin Bazen İnsandan Soğutur Adamı

İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Ehhh nsanoglu bu Yanar doner..
Şu Hayati Oluruna Biraktiranlar Utansin !
Rica Etsem Yaman Karacadan..Dost Sandiklarim Ogretti dinlermisin..?
Kalemine Saglik
Kendi bulursun baazen bi siirde bi sarkida ..
Senin Yazinda da..aynisini..
 
Dün, 07:48   #3
Çevrimiçi
Varsayılan Yanıt: İnsan Dediğin Bazen İnsandan Soğutur Adamı

İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Alıntı:
İlk Gönderen Ayza Mesajı Göster
insanı en çok da kendi bildiği insanlardan gelen darbeler yoruyor malesef Çünkü yabancının kırdığı yer zamanla iyileşiyor da kardeşim dediğinin açtığı yara insanın içine işliyor Yine de hayatın bütün güzelliklerini birkaç insanın yanlışına kurban etme cano Herkes aynı yüreği taşımaz herkes senin kadar içten sevemez senin kadar vefalı olamaz Ama bu güzel insanların kalmadığı anlamına gelmez Bazen insanın susması yenildiğinden değil artık kendini herkese anlatmaktan yorulduğundandır Sen yeter ki yaşadıklarının seni kalpsizleştirmesine izin verme Güvenini hak edene ver sevgini kıymet bilene göster huzurunu da kimsenin insafına bırakma cano çünkü insanın en büyük zaferi, kendisini kıranlar gibi olmadan yoluna devam edebilmesidir Dilerim bir gün yüreğindeki bütün yorgunluğu unutturacak kadar samimi insanlara denk gelirsin🙏 Öyle ki artık suskunluğunu kimseye anlatmak zorunda kalmaz gülüşünü saklamadan korkmadan ve incinmekten çekinmeden yeniden hayata karışırsın Unutma senin güzel kalbin yanlış insanların elinde yorulmuş olabilirsin ama hala güzel şeyler yaşamayı hak ediyorsun bunu bil yeterli 🌸
Yüreğin var olsun gerçekten özetlemişsin sileli çok oldu ama insan kendine cuvaldızı batırmadan bişey yapamıyor işte hayat boyunca böyle olur
Okuyan yureğin var olsun gönlü gusel can

Alıntı:
İlk Gönderen SinSireLLa Mesajı Göster
Ehhh nsanoglu bu Yanar doner..
Şu Hayati Oluruna Biraktiranlar Utansin !
Rica Etsem Yaman Karacadan..Dost Sandiklarim Ogretti dinlermisin..?
Kalemine Saglik
Kendi bulursun baazen bi siirde bi sarkida ..
Senin Yazinda da..aynisini..
ynen bilirim o şiiri çoğu zamanda seslendirdim
Gerçekten güzel bazen kendini arıyor bir yazıda şiirde olmasıdır...

Okuyaj yureğin var olsun guzel cano
 
Dün, 02:43   #4
Çevrimiçi
Varsayılan Yanıt: İnsan Dediğin Bazen İnsandan Soğutur Adamı

İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Alıntı:
İlk Gönderen Kaf Dağı Mesajı Göster


İNSAN DEDİĞİN, BAZEN İNSANDAN SOĞUTUR ADAMI…

Kaf Dağı'nın ardında kalan bir yalnızlığın, kırılmış bir güvenin ve hâlâ sevmeyi özleyen bir yüreğin hikâyesi…

Bazen insan, kimseye anlatamadığı bir yorgunluğun altında ezilir. Ne derdini anlatacak birini bulabilir ne de sustuğunda içindeki gürültüyü susturabilir. Kalabalıkların ortasında yapayalnız kalır; herkesin yüzüne bakar ama hiçbir yüzde kendine ait bir samimiyet göremez.

Sonra yavaş yavaş değişir insan… Eskiden uğruna dünyayı karşısına aldığı şeylerden vazgeçer, eskiden kırılmamak için sustuğu insanları artık hayatından çıkarır. Çünkü bir yerden sonra insanın canını en çok yalnızlık değil, yalnız bırakılmayacağına inandığı insanların gidişi yakar.

İçimde susturduğum kaç çığlık var, bir ben bilirim,

Bir de gecenin karanlığında kendime yenildiğim yerleri…


Ben artık insanlara eskisi gibi bakamıyorum. Bir zamanlar bir tebessüme gönlünü açan, bir güzel söze dünyayı sığdıran o insan değilim. Çünkü gördüm ki bazıları kardeşim derken bile hesabını yapıyor insanın; omzuna elini atarken bile cebindeki menfaati düşünüyor.

Aynı sofrada ekmek bölüştüğün, derdini kendi derdi bildiğin, sırrını emanet ettiğin adamın gün geliyor seni en zayıf yerinden vuruyor. Üstelik bunu düşmanın yapmıyor; senin kardeşim dediğin yapıyor. Düşmanından korunmayı öğreniyorsun da kardeş bildiğinin ihanetine karşı insanın elinde ne kalıyor?

Düşmanım karşıma çıktı, kim olduğunu biliyordum,

Kardeşim arkamdan vurdu, ben hâlâ ona güveniyordum
…

İşte o günden sonra insanın içinde bir şeyler eksiliyor. Herkese karşı bir öfke değil belki bu; daha çok, insanlığın güzel taraflarına duyulan inancın yavaş yavaş tükenmesi. Samimiyetin maskeye, dostluğun çıkara, kardeşliğin bir kelimeye dönüştüğünü gördükçe insan kendi kabuğuna çekiliyor.

Artık kimseye kendini anlatmak istemiyor. Çünkü bazıları seni anlamak için değil, bir gün sana karşı kullanacakları yeni bir şey öğrenmek için dinliyor. Sen yüreğini açıyorsun, onlar açık kapı arıyor. Sen güveniyorsun, onlar zayıflığını ölçüyor.

Bir zamanlar insanlara gönlümün kapısını açardım,

Şimdi kendi gölgemden bile hesap sormadan geçemem…

Ama bütün bu öfkenin altında, kimsenin görmediği başka bir şey daha var: Sevmeyi özlemek…

Birinin sesinde huzur bulmayı, hiçbir şey anlatmadan anlaşılmayı, başını yastığa koyduğunda yarının korkusunu değil de güzel bir ihtimali düşünmeyi özlemek…

İnsan bazen herkesten nefret ettiğini sanıyor ama aslında yalnızca bir kez daha incinmekten korkuyor. Birine inanmak istiyor, sonra geçmişi karşısına dikilip fısıldıyor: “Unuttun mu, en çok güvendiğin yerden kırılmıştın.”

Böylece kalp sevgiye susuyor ama kapısını açmaya cesaret edemiyor.

Sevmek hâlâ içimde, bunu inkâr edemem,

Yalnızca kime inanacağımı artık bilemem…


Özlemek de tuhaf bir şey… Bazen bir insanı değil, onun yanındayken olduğun kişiyi özlüyorsun. İçten gülebildiğin günleri, bir söze çocuk gibi sevinebildiğin zamanları, geceleri başını yastığa koyduğunda kalbinde bu kadar yük taşımadığın hâlini…

İnsan geçmişe dönmek istemiyor belki ama geçmişte bıraktığı kendisini arıyor. Bir zamanlar tertemiz duygularla sevmiş, herkeste bir iyilik aramış, bir kardeşin sırtını dönmeyeceğine inanmış o eski kendisini…

Şimdiyse aynaya baktığında yüzünü tanıyor ama gözlerindeki yorgunluğun hikâyesini yalnızca kendisi biliyor.

Ben biraz dünümde kaldım, biraz da yarınımdan uzağım,

Yaşadığım kadar suskun, sustuğum kadar yaralıyım
…

Bazen yok olmak istiyor insan; dünyadan değil belki, kendisini tüketen bütün seslerden, sahte yüzlerden, bitmek bilmeyen hesaplardan uzaklaşmak istiyor. Kimsenin kendisinden bir şey beklemediği, kimsenin yarasına dokunmadığı, kimsenin sevgisini borç gibi önüne koymadığı bir yerde dinlenmek…

Telefonu çalmadan, kapısı çalınmadan, birilerine kendini açıklamak zorunda kalmadan yaşamak istiyor. Çünkü insanın ruhu da yoruluyor. Herkese güçlü görünmekten, her darbede ayağa kalkmaktan, içi paramparça olduğu hâlde “İyiyim.” demekten yoruluyor.

Bırakın biraz susayım, içimdeki fırtına dinilsin,

Belki de insan, kendine dönünce yeniden kendisi olsun…


Ve artık anlıyorum ki herkesi sevmek zorunda değilim, herkese güvenmek de zorunda değilim. Bana kardeşim diyeni kardeşim bilmek için yalnızca sözüne değil, zor günümde gösterdiği duruşa bakmalıyım.

Çünkü kardeşlik, güzel günlerde aynı masada oturmak değil; herkes giderken insanın yanında kalabilmektir. Dostluk, seninle gülmekten ibaret değil; düştüğünde elini uzatabilmektir.

Sevgi ise insanı kendinden nefret ettirmek değil, en karanlık gününde bile içindeki ışığı korumasına yardım etmektir.

Benim de hatalarım oldu elbet. Belki fazla güvendim, belki herkesi kendim gibi bildim, belki de hak etmeyen insanlara kalbimde hak etmedikleri kadar büyük yer verdim.

Ama bundan sonra kimseye düşman olmak için yaşamayacağım. Beni satanı hayatımın merkezine koymayacağım. Beni anlamayanlara kendimi anlatmak için tükenmeyeceğim. Çünkü bir insanın ihaneti, benim içimdeki bütün iyilikleri öldürmeye değmez.

Onlar kendi karakterleriyle kalacak, ben de kendi vicdanımla…

Beni yıkanlardan bir intikam borcum yok,

Benim hesabım kendimle; kaybettiğim huzurumu bulmak çok…


Belki bir gün yeniden güvenirim, belki bir gün bir insanın gözlerinde samimiyet görür ve geçmişin gölgesinden çıkarım. Belki yeniden severim; korkmadan, hesap yapmadan, yarını düşünerek kendimi tüketmeden…

Ama o gün gelene kadar yalnızlığımla kavga etmeyeceğim. Çünkü yalnızlık bazen insanın cezası değil, kendisini yanlış insanlardan kurtarmasının bedelidir.

Ve son olarak şunu öğrendim: Herkesin hayatında bir kırılma noktası vardır. Bir söz, bir ihanet, bir terk ediliş ya da bir gecede aniden çöken sessizlik…

O noktadan sonra insan eskisi gibi olmaz. Daha az konuşur, daha dikkatli sever, daha zor güvenir. Ama içinde hâlâ küçücük bir iyilik saklıysa tamamen kaybolmuş değildir.

BEN İNSANLARDAN YORULDUM, İNSAN OLMAKTAN DEĞİL…

Kardeş bildiklerimin ihanetinden yoruldum, kardeşliğin kendisinden değil. Sevmekten vazgeçmedim; yalnızca sevgimi hak etmeyen ellerde tüketmekten vazgeçtim.

Çünkü ben hâlâ sevmeyi özlüyorum… Hâlâ gerçek bir dostluğun, hesapsız bir kardeşliğin, karşılıksız bir sevginin mümkün olduğuna inanmak istiyorum.

Sadece artık herkese kapımı açmıyorum.

Çünkü bazı insanlar hayatına bir iz bırakır, bazıları bir yara…

Ve insan büyüdükçe anlar ki mesele kaç kişinin hayatından geçtiği değil, kaç kişinin ardından kendinden bir parça kaybettiğidir.


KAF DAĞI'NIN ARDINDA…

Bir gün sorarlarsa neden bu kadar sessizsin diye,

De ki: Çok konuştum, kimse duymadı; şimdi kendimi dinliyorum…

insanı en çok da kendi bildiği insanlardan gelen darbeler yoruyor malesef Çünkü yabancının kırdığı yer zamanla iyileşiyor da kardeşim dediğinin açtığı yara insanın içine işliyor Yine de hayatın bütün güzelliklerini birkaç insanın yanlışına kurban etme cano Herkes aynı yüreği taşımaz herkes senin kadar içten sevemez senin kadar vefalı olamaz Ama bu güzel insanların kalmadığı anlamına gelmez Bazen insanın susması yenildiğinden değil artık kendini herkese anlatmaktan yorulduğundandır Sen yeter ki yaşadıklarının seni kalpsizleştirmesine izin verme Güvenini hak edene ver sevgini kıymet bilene göster huzurunu da kimsenin insafına bırakma cano çünkü insanın en büyük zaferi, kendisini kıranlar gibi olmadan yoluna devam edebilmesidir Dilerim bir gün yüreğindeki bütün yorgunluğu unutturacak kadar samimi insanlara denk gelirsin🙏 Öyle ki artık suskunluğunu kimseye anlatmak zorunda kalmaz gülüşünü saklamadan korkmadan ve incinmekten çekinmeden yeniden hayata karışırsın Unutma senin güzel kalbin yanlış insanların elinde yorulmuş olabilirsin ama hala güzel şeyler yaşamayı hak ediyorsun bunu bil yeterli 🌸
 
Dün, 08:59   #5
Çevrimiçi
Varsayılan Yanıt: İnsan Dediğin Bazen İnsandan Soğutur Adamı

İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Kalemine ve yüregine saglik..

Imzami atiyorum yazdiklarina.. Ben insanlara güvenmemeyi, inanmamayi cok erken yasta ögrendim.. Az ve öz olsun hayatindaki insanlar
__________________
Yürekli bir Kadinin basi, yüreksiz bir Erkegin omuzuna agir gelir...!
 
Dün, 09:02   #6
Çevrimiçi
Varsayılan Yanıt: İnsan Dediğin Bazen İnsandan Soğutur Adamı

İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Alıntı:
İlk Gönderen Lale Mesajı Göster
Kalemine ve yüregine saglik..

Imzami atiyorum yazdiklarina.. Ben insanlara güvenmemeyi, inanmamayi cok erken yasta ögrendim.. Az ve öz olsun hayatindaki insanlar
Yüreğin var olsun insan öğrenıyor işte
 
Dün, 09:36   #7
Çevrimiçi
Varsayılan Yanıt: İnsan Dediğin Bazen İnsandan Soğutur Adamı

İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Eline emeğine sağlık abicim
 

Yer İmleri


Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 konuk)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Yayınlama Kuralları


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 08:05

Forum
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.
IRCdForum.Net, lisanslı vBulletin® kullanmaktadır.
Yasal Uyarı
IRCdForum.Net; 5651 sayılı kanuna göre yer sağlayıcı bir forum sitesidir. Dolayısıyla forumdaki içeriklerden ilgili içeriği paylaşan üyeler sorumludur. Hukuka aykırı içerik bildirimleri için İLETİŞİM linkinden bildirim gönderebilirsiniz.

güzel hosting

IRCdForum.Net; altyapı gücünü Güzel Hosting'den alır.