| 09 Temmuz 2026, 02:18 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Saplantı
Sözlerim kendim üstüne Gölgem beni istedi O ki istedi Suyum beni istedi O ki istedi Cemile beni istedi Ne oldu? hiç! alışamadım Kartalın bir kayaya çarpışı idi Soyundum, giyindim, tekrar soyundum Arada olacaşın düşünü kurdum Zevk duydum bundan Cemile anlamadı, Cemal hiç anlamadı Saniha görmedi ki Ve göstermedim Sözlerim kendim üstüne Bir uzak yerlere gitmek üstüne Sanki günler tek bir güne birikti Bense çıkmazda kaldım, usandım Çıkmazlarda üst üste Birikmiş ufuklar kadar derindim Ve dedim: elbette deneyeceğim. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:18 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Şekerli Gerçek
Ev karanlık kap kacak iğne üstünde Karısı çocukları var mı yok mu belli değil Masa iskemle ocak Arama öyle şeyleri Bir sofra bir yaygı Bir sedir olsun yok mu Yok o da yok işte İğreti bir yaşayış içinde adam Duvarları yalnızlık yemiş bitirmiş Gökyüzü üstünde yıldızlar daha üstünde Kim örtsün damı duvarları kim koysun yerine Adam bir hiçliğin üstüne uzanmış Kimseler görmez Kıl bir torba içinde sabunlar kımıldaşır Sabaha kadar Adam bıktığını anlayınca hiçlikten Gelsin pencere gelsin duvar Gelsin karısı çocukları Islak taşlar sabah işleri Adam dükkana döner gene O gerçek dediğimiz şey ışıl ışıl Yapışık sesler çıkarır şekerlerin üstünde. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:18 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Seni Günlere Böldüm...
Seni günlere böldüm, seni aylara Daha yıllara, yüzyıllara böleceğim Ve her zaman söyleyeceğim ki beni anla Böyle eskitilmiş de olsa bu kalbi Minesi çatlamış bir diş gibi durduracağım karşında. Şiirler söylenir, şiirler biter Biz bu sevdayı neresine sakladıktı sen ona bak da Kahverengi avuçlarına mı gözlerinin Tam oradan mı kahverengi yağan bir aydınlığa. Bütün günler yenileşir her bekleyişte Ve bütün dünler, bütün geçmişler Kapını açarsın ki bir de, hiç kimseler yok Çaresiz, benim sana gelişim de hep böyle. Dün akşama doğru turuncu bir bulut geçti Sonra bütün bulutlar hep birden geçti Anılar, anılar, belki hepsi bir kelime. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:19 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Sesli Harfler
Sen, o benim, daha ne duruyorsun aşk kelimesi Burası ben, gene bir sevdaya çağrıldı o yer İnanma ellerimi deniz, ağzımı bulut ettiğime Ağzım da, ellerim de dünyaya göre Günüm aydınlıkla biter. Tut ki ben her türlü görünmenin apayrısı Gün günden sevdaya benzer Bir adam düşünülsem şapkası maviyle gelen Bir ekmek koparılsam işte o sıra Benzer mi benzer sevdaya Bir duruşum var çevresi gözlerinden. Sanki yanımda gezdiriyorum aşk kelimesi Uyanık, duygulu, her günkü yanımda Bilmem ki ne yapsam, ne etsem bu sevinirliği Kendimi görmeye parklara gidiyorum Kiminin bana kiminin çaresizliğe elleri. Kaçsam da bir türlü karanlık şimdi Ne kadar aynı bir dünyadayız seninle Aşka, döğüşe, maviye yetmek için Biriyim, cesurum, var mısın ellerime Bir başka sabaha kadar içelim. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:19 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Sevda Bir Ateş Buldu Sende
Sevda bir ateş buldu sende, eğilip öptü seni Artık kimse denizi bilmiyor. Dirseklerini masaya koyuşundan belli Gelip geçen bir günü bitirmek istemediğini Sevda bir umut buldu sende. Ey bir yolcu listesinde bir ölüyü arayan Artık kimse gözlerini bilmiyor. Şunu imzala Bir mektup, bir telgraf alındısı değil Unutulmuş bir sevdadır kapısını çalan Ve sevimsiz bir terlik gibi duran odan Kimse artık bir şey giymek istemiyor. Sonra bir pencereden kendine Ayışığı gibi vuran sen Ne sana na başkasına benziyor. Ve işte bir dip balığı su boşluğunda Çırparaktan yüzgeçlerini Hiç kimseye uymayan bir mevsim öneriyor -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:20 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Sona Kalsa
Usul usul konuşuyorlar aralarında Denize bakıyorlar bazen - çatalını gezdiriyor biri tabağında - Gölgesi bir kuş ölüsü Karşıda yeni budanmış ağacın - Olsa, başlangıçlar sona kalsa - Kolyesiyle oynuyor kadın - tabağımda soyulmuş elma - Saatime bakıyorum sık sık Kapıyı gözlüyorum arada Biraz soğum mu geliyor ne - kapatır mısın - Sinirli bir kırmızılık suya batıyor Düşünüyorum, ansızın bir dost yüzü Görmemiştim de yıllarca. Gelse Değişmiş çok, yaşlanmış da Sigaramı yakıyor durmadan İstemem diyemiyorum - ama yakmasa - Konuşuyoruz -konuşuyor muyuz - Yazmayı bırakmış çoktan Gerçi bir roman taslağı varmış kafasında "Bir elimde elma elmada bir el" Diyorum Hayretle bakıyor yüzüme Bir bardak bira içiyor, çekip gidiyor az sonra. Kadranı kırmızı saat Plasterle tutturulmuş kırık cam Şurda burda plastik çiçekler Evet, aralık kapıdan soğuk geliyor Tam kalbimin üzerine bu akşam. Ölüm Sen en güzelsin bu saatlerde Büyütmüş yetiştirmişsin beni Söyler miyim hiç sana hayran olmasam. Bugün de ince, bugün dekırıldı kırılacak Bugün de Tam nerede kalmışsam. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:21 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Su
Bir gün, bir uzun gün hep denize baktık Miller ve ağırlıklar bitti Gelip geçmeler bitti, gemilerin Beyaz ve kocaman gövdeleri Gözün kahverengi suyuna geldik. Palamutlar yaktık, çalılar her zamanki gibi Süsledi bizi bu ufak değişiklik Çok ağır bir şeydi gün dörtgenleri üstümüze düşen Aydınlıktan kopan aydınlıktan kesilen Ağır mı ağır Kaldık ne kadar kaldıksa böyle Sonra gün diye bildiğimiz ne varsa akıtıldı Duvarlar, sarmaşıklar, evler akıtıldı Güneşler, hizarlar, kıymık taneleri Vinç sesleri, çekiç sesleri bir bir. Sokağın bitiminde dönüp arkama baktım Her şey nasıldı diye Sundurma hazin Çarşı kararsız Düzlerde yarlarda tepelerde Kurtlar, tavşanlar, yılanlar erimekte Herkes dünyayı bir yanından onarıyor sanki Meltem belli belirsiz birşeyleri kıpırdatıyor Gözümü kapatık sokağa baktığımda Sudur gün. Ah sudur, ne yandan baksam sudur Suyun imgesi sudur Trenlerin kalktığı her yerde Bavullar sudur Bir gün bir Erzurum çalkantısı Öbür gün Konya pası Manisadan görünen İstanbul kıyıları Çantası açık duran bir kadının anısı ve Dudak boyası Ardahanlı bir kartal Kızılca hamamlı bir pirinç Tülbentler, yazmalar, krepler Hep sudur Askerin son defa memleketine baktığı Yüzünü çevirince bir bardak gibi düşüp kırılan memleket Ve gemilerin ağır ağır limanlardan çıktığı Ah sudur. Bir gün, bir uzun gün bir aynanın önündeyim Kirpikler ve saçlar bitti Gövdem duvara sürte sürte inceltilmiş bir nesne gibi Dalgın ve uzun Uzun ve sisli Ben ki gövdemle tattım gövdemi, iyi bilirim Bir hurma, bir başdönmesi Kokusu başdönmesinin Güzel kaplar aldım bu yüzden, ne kadar güzel kap varsa aldım Bilmek için suyumu Ve hazırlıklı değildim ve bildim Ben suyun bir dakika durduğu Durunca boğulduğu bir yerdeyim. Bir kilimi yere sermek kadar güzel ne var Sonra püsküllerini düzeltmek kadar Ya sofraya dilim dilim kesilmiş bir domatesi koymaktaki görkem Kamyon sürmek yükünü bilmeden Ve ikimiz bir akşam üstü sırasında Ve akşamüstünün Anadoluya giden bir otobüs gibi kalkması sırasında Dağlarda, tarlalarda, köprü altlarında Sazların, taşların, yosunların arasından geçerek Bir akik gibi yansıyaraktan hem de Kırmızı bir karpuzun doğum sancısına Su akar ben akarım Ben akarım su akar Vakit yok bakışmaya Günlerden suya. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:21 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz. Şu Küçük Şey
--İndirdik mi suya denizi --İndirmedik suya denizi --İndirdikti suya denizi Buruk ve unutulmuş yapıyor beni Şu akşamüstü, şu küçük şey Çökerken sisleriyle-küçük vapurun kamarasını andıran- Dilsiz ve gücenmiş bir öykü gibi. Nice sözler vardır -belli belirsiz- bir yangın yerine benzer Arasıra kokusunu duyarız Ve aşklar şekilsiz eylemlerdir gün günden Biçilmemiş bir çayırdır bütün yaşam Durumlardır çünkü akılda kalan yalnız. Örneğin Bir akşamdır Don nehriyle Soholov. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:22 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Uçak Alanı
Güneş hızla duruyor Biriyim yolculardan Eski bir gökyüzünden başka alana İki büyük çantam var Kocaman bir ek gibi şaşkınlığıma. Ve olmakta olmanın sallantılı alanı Kuşlar boşluk boşluk uçtukça Bir şey hızla duruyor Bir uçak sanki bin uçak Bir gün öğleden sonra her gün öğleden sonra. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 11 Temmuz 2026, 04:55 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz. Uçurum
Bir ağaç sürüsünün üstünden Çok ağaçlı bir ağaç sürüsünün üstünden Kesilmiş limon dilimleri gibi düşüyor güneş Votka bardağımın içine Benim olmayan bir sevinç duyuyorum. Kesiyorum durduğumuz yeri ortasından Ey görünüş! seni bir yerinden hiç anlamıyorum Dibimde değil ayaklarımın, damarlarında Derinliğini orda tutan, orda harcayan Uçsuz bucaksız bir uçurum. Zamanla değil, bir yerde Benim olmayan bir şeyle yaşlanıyorum Geçiyorum ilk şeklimi tüketerekten Ağır ağır yanan bir tuğla harmanını Billurdan sarkaçlarıyla. Kalbim, sersemliğim benim.. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| Yer İmleri |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 7 (0 üye ve 7 konuk) | |
|
|