| 09 Temmuz 2026, 02:08 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Konyak
Bugün pazar eve kırmızılar taşıyorum Amcamı arıyorum duvara bakıyor amcam Duvarda ne var, ben de bakıyorum Komşuları çağırıyorum onlar da bakıyor Çağırsam önüne gelen duvara bakacak. Sanki hiç biriniz duvar görmedik En sevimli cinayetleri işliyorum Çiviler çakıyorum, bir sivrilik uyumunda çiviler Kutular, evler, gömlekler asıyorum üstüne Asıyorum, asıyorum, asıyorum Aşkın, amcamın, mavinin önünde. Duvara bakıyorum duvarı çoğaltıyorum böylece O da bana bakıyor, ben de ne var Su götürmez bir gurültüyle Gelin olmuş bir kadın tuhaflığıyla Size anlatamam güneşi durdurarak. Bu kaç kapılı bir konyak? -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:09 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Koro Başı
Daha bir süre böyle Silahlar eleştirecek sizi belki de İşte siz toplayıp susacaksınız içinizdeki ölüleri Bakmadan geçeceksiniz o duvar diplerine Gözleriniz olacak, yüzünüz, elleriniz Ne korku, ne kin, ne de yenilme Ve asıl günleriniz olacak, günleriniz Duyup da bilmediğiniz, bilip de tatmadığınız Dünyanın tekdüzenli renginde. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:09 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Meduza
Derin, sessiz, iyi böylece Güz, ölülerini bırakan kuşlar Yer kalmadı acıya ülkemizde Derin, sessiz, iyi böylece Gün ortası alacakaranlık bakışlar. Bir buluşma yeridir şimdi hüzünlerimiz Biz o renksiz, o yalnız, o sürgün meduzalar Asar söylediklerimizi çeker gideriz Ülkemiz, toprağımız, her şeyimiz Kıyısında camların bozbulanık rakılar. Çizeriz yeryüzünü kaygısız ayaklarla Yüzümüzdür bir yağmur ağırlığınca düşer Sonra pek anlamadan içkiler ne çabuk biter Ne kadar konuşursak o kadar bir sessizlik olur Adımızı sorarız birine, o bize adını söyler. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:10 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Mendilimde Kan Sesleri
Her yere yetişilir Hiçbir şeye geç kalınmaz ama Çocuğum beni bağışla Ahmet Abi sen de bağışla Boynu bükük duruyorsam eğer İçimden öyle geldiği için değil Ama hiç değil Ah güzel Ahmet abim benim İnsan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer Suyunda yüzen balığa Toprağını iten çiçeğe Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine Konyanın beyaz Antebin kırmızı düzlüğüne benzer Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir Denize benzer ki dalgalıdır bakışları Evlerine, sokaklarına, köşebaşlarına Öylesine benzer ki Ve avlularına (Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi) Ve sözlerine (Yani bir cep aynası alım-satımına belki) Ve bir gün birinin adres sormasına benzer Sorarken sorarken üzünçlü bir görüntüsüne Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına Öyle bir cıgara yakımına, birinin gazoz açmasına Minibüslerine, gecekondularına Hasretine, yalanına benzer Anısı ıssızlıktır Acısı bilincidir Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan Gülemiyorsun ya, gülmek Bir halk gülüyorsa gülmektir Ne kadar benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi. Bir güzel kadeh tutuşun vardı eskiden Dirseğin iskemleye dayalı - Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben - Cigara paketinde yazılar resimler Resimler: cezaevleri Resimler: özlem Resimler: eskidenleri Ve bir kaşın yukarı kalkık Sevmen acele Dostluğun çabuk Bakıyorum da şimdi O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde. Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abi Biz eskiden seninle istasyonları dolaşırdık bir bir O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar Nazilli kokardı Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası Kıl gibi ince İstanbul yağmurunun altında Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen Kadının ütülü patiskalardan bir teni Upuzun boynu Kirpikleri Ve sana Ahmet Abi uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki Sofranı kurardı Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı Cezaevlerine düşsen cigaranı getirirdi Çocuklar doğururdu Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini işlerdi bir dantel gibi O çocuklar büyüyecek O çocuklar büyüyecek O çocuklar... Bilmezlikten gelme Ahmet Abi Umudu dürt Umutsuzluğu yatıştır Diyeceğim şu ki Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler Oysa o kadar kullanışlı ki şimdi Hayalsiz yaşıyoruz nerdeyse Çocuklar, kadınlar, erkekler Trenler tıklım tıklım Trenler cepheye giden trenler gibi İşçiler Almanya yolcusu işçiler Kadınlar Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi Ellerinde bavullar, fileler Kolonyalar, su şişeleri, paketler Onlar ki, hepsi Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler Ah güzel Ahmet Abim benim Gördün mü bak Dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar Ve dağılmış pazar yerlerine memleket Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile Gelse de Öyle sürekli değil Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün O kadar çabuk O kadar kısa işte o kadar. Ahmet Abi, güzelim, bir mendil niye kanar Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar Mendilimde kan sesleri.
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:10 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Mesire Yerleri
Sonra yavaş yavaş siz de Kırlara gömüldünüz Yaşayan bir aleme doğru Açıldı hafifçe şemsiyeniz. Nasıl da kaynaşıyordu meydan Değişmemişti kırların hali Otlar fidanlar gibiydiniz Uzakta şimdi. Sıcakla beraber upuzun Dereyle akıyordunuz Yahut sallanıyordu rüzgarda Başaklar gibi kollarınız. Devam edin devam edin Gittikçe otlar karıncalar gibi İşte serçeler buğday sapları Günün civcivli vakti. Güneşle karışıvermiş Kırın içinde ne varsa Öyle gürültüsüz ferah Sıcak sıcağına dünya. Bir de şöyle düşünün Otlar fidanlar uzanış Arasında insanlar Kaynayıp gitmiş. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:11 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Muleta
Geçtikti bir gün hani Ormandan ve aydınlıkların fısıltısından Kenti görmeye gittikti yağmurda Yürüdüktü dar sokaklarda saatlerce Girdikte sonunda yanık yağ kokulu Çinko tezgahlı bir meyhaneye Göz göze geldikti sevimsiz bir papağanla Demiştin o gün bana, anımsıyorum Ah, acısız boğulabilir insan. Eylüldü, mavi dönemiydi sanki Picasso'nun -Denize inen atlılar- Sonra sonra Guernica ve "Chat et oiseau" Yıl bin dokuz yüz otuz dokuz Yas içinde bütün dünya Şehirler yanmış yıkılmış Gördüktü ne kadar yorgun Ne kadar çaresizdi İsa Ve demiştin bir gün, anımsıyorum Mutsuzluk da boğabilirmiş insanı Bir gün, akşama doğru, alacakaranlıkta. Başını menekşeye koydu, uyudu Bir güvercin çalılığın orada Hani Görmeye gittikti guneşli günde Parkı ve ördekleri Yıllarca sonra. Savaştan Ekmek kırıntıları attıktı havuza Bir elim omuzunda seyrettikti uzun uzun Dünyayı ve çiçekleri Nedense durgunlaşıverdindi bir ara Çok değil, en fazla bir kaç dakika Ve dedinki, mutluyken de boğulabilir insan. İlkyazları sevmiyoruz artık, yaşlandık da ondan mı Aşkımızı seyrediyoruz sanki uzaktan Oysa yok biten bir şey aramızda, yok da Hep aynı kalmıyor ki yakın duygular Demiştin bunları bir bir, anımsıyorum Mutlu da olsa insan mutsuz da Her an yeniden yaratabilirmiş kendini Demiştin, bir sabah, bir başka aşkla. Sen ölüm ! Seni hiç düşünmeden yaşadık Seni hiç düşünmeden yaşayacağız bundan sonra. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:11 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Mavilik Derdi
Beni uykudan uyandırır uyandırmaz Dünyanın bütün huyları yüzünde Ben bunlardan birini seviyorum en çok Sana bir nar kesip uzatıyor ya doğa Tutsam tanelerini Sevincin gözyaşları derdim buna. Bir süre bakışıyoruz karşılıklı Ben uykudan uyanır uyanmaz Benimle şiir gibidir bu Tam karşımda ama yazılmamış Durmadan bileniyor aklımda. Seni unutarak baktığımda bile Dünyanın her yerlerinden geçiyorsun Yayılıyorsun kalabalıklara Yalnız yayılmak mı Aşkın en büyüğü, en dayanılmazı demeli buna. Özlenirsin, alabildiğine varsın da Daha da var oluyorsun gün günden Olgun bir meyva gibi güleceksin zamanla Bir kadın da değilsin, bir kişi de değilsin Bir kuş olsa mavilik derdi buna. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:11 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
O Yalnız
O kadar ki, o yalnız Ona ilk rastladığım bir şeydir aklım Bir el sürer mavisini uzağa Uzaktan daha uzağa. Ardından Yetişir sayısızlığım. Kuzeyde, ince bir kar dağıtımında Çocukların oyun oynamadığı yerlerde Bulunmaya hazır ve Eski çağlara ait bir parayım. Akşam, soyulmuş gün ışıkları Bölüşülmüş insan yüzü gar Sayısız beni toplar bakışlarım Dört güneşten biri o. Kendimi tarif edemem Güneşler ıslak, soluğum kalın. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:12 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Oda
Gün günden odamın şeklini alıyorum İşliyorum bu iniltili varlığı yeniden Kimbilir, duyuyorum yazgısını belki de Kuru bir dal parçasını içinden yiye yiye Dal olan bir böceğin O garip yazgısını Ne ölüme benzer ne ölümsüzlüğe. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| 09 Temmuz 2026, 02:12 | |
|
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Öğle Sonu
Titriyor sazan balıkları Suyun altında Daha altında suyun saçları kesik Bir kızın yürüyüşü Gök bulanık ağlarken. Kırlangıç tarlaya yaslanmış Buğday giyinmiş duruyor Tuğla yüklü bir araba Geçiyor yoldan Göğsünde kırlangıcın Tuğlaların iniltisi. Öğle sonu yaşlılıktır biraz. -Edip Cansever
__________________
Atatürk, koca bir fikirdir. Kıt kafalara sığmaz.
|
|
| Yer İmleri |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 9 (0 üye ve 9 konuk) | |
|
|