![]() |
|
|||||||
| Üye Günlüğü Günlük tadında, kişisel sayfalarınızı oluşturabileceğiniz bölüm. |
|
|
Konu Araçları |
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz. Bugün, gidenlerin sessizliğini düşündüm.
Arkalarında bıraktıkları boşluk, bazen söylediklerinden daha çok şey anlatıyor. Birlikte geçirilen anlar zihnimde dönüp dururken, eksiklik hissi en çok da sıradan anlarda kendini belli ediyor. İnsan, gidenlere değil; onlarla birlikte giden alışkanlıklara, gülüşlere, yarım kalan cümlelere üzülüyor. Akşam olurken fark ettim… bazı vedalar aslında hiç bitmiyor.
__________________
|
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz. içimde hafif bir eksilme vardı, sebebini kimseye anlatmadım.
Bazı gidişler vardır, ardında bir iz bırakır sanırsın… ama bazen hiçbir şey yerinden oynamaz. Garip olan şu ki, yokluğumun bile sessiz kalması. Sanki hiç gelmemişim gibi...
__________________
|
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz. |
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
__________________
|
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz. Bugün içimde tarif etmesi zor bir kırgınlık var. Sanki söylediklerim hep yarım kalıyor, ya da duyulsa bile anlaşılmıyor. En çok da bu yoruyor insanı; kendini anlatmaya çalışmak ve yine de eksik kalmak…
Bazen düşünüyorum, acaba ben mi yanlış ifade ediyorum, yoksa gerçekten kimse duymak istemediği için mi böyle oluyor? İçimde biriken cümleler var, söyleyemediğim, söylesem de anlam bulmayacak gibi gelen. O yüzden susuyorum çoğu zaman. Ama sustukça da içimde büyüyor her şey. Kırgınlık aslında bir anda oluşmuyor. Küçük küçük birikiyor. Her anlaşılmadığım an, her göz ardı edilişim, her “boş ver” deyişim biraz daha ekleniyor üzerine. Sonra bir bakmışım, içimde koca bir sessizlik olmuş. Belki de en çok istediğim şey çok basit: Biri gerçekten dinlesin. Sözümü kesmeden, yargılamadan, anlamaya çalışarak… Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan tek şey, anlaşılmış hissetmek. Bugün de içimdeki bu ağırlıkla günü bitiriyorum. Ama içten içe hâlâ bir umut var; belki bir gün, biri gerçekten anlar...
__________________
|
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz. Soğuk hava bugün daha sert. Rüzgâr yüzüme vurdukça içimdeki sessizlik de büyüyor sanki. İnsanların arasında yürüyorum ama kimseye değmeden, kimseye ait olmadan… Kalabalık var ama bana uzak, sesler var ama bana ulaşmıyor. Ellerim üşüyor, ama asıl içim soğuk. Zaman ilerliyor ama bazı duygular olduğu yerde kalıyor; eksik, yarım, sessiz. Belki de insan en çok, anlatacak birini bulamadığında yalnız hissediyor. Bugün de öyle bir gün. Soğuk sadece havada değil, biraz da içimde.
__________________
|
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz. Bugün içimde kırgınlıkla uyandım. Sanki biri sessizce kalbimin bir yerini incitmiş de ben bunu gün boyu taşımak zorundaymışım gibi. Konuşmak istedim ama kelimeler boğazımda düğümlendi. Anlaşılmadığımı hissetmek, en çok da susmayı öğretiyor insana.
Zaman geçtikçe uzaklaştım. Ne bir tartışma oldu ne de büyük bir kopuş… Sadece yavaş yavaş, fark edilmeden. Bir zamanlar yakın olan her şey, şimdi biraz daha mesafeli. Belki de bazı insanlar gitmez, biz içimizden uzaklaştırırız onları. Gitmek… Bugün en çok bu kelime dolaştı zihnimde. Bazen kalmak daha zor, bazen gitmek daha doğru gibi geliyor. Ama hangisi daha az acıtır, onu hâlâ bilmiyorum. Şimdilik sadece susuyorum. Çünkü bazı kırgınlıklar anlatılınca değil, zamanla eksilince hafifliyor.. O gün bugün mü ?
__________________
|
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz. Yarın…
Sanki henüz açılmamış bir çiçek gibi duruyor önümde. İçinde neler saklı bilmiyorum ama güzelliklerin hep beklenmedik anlarda geldiğini öğrendim. Belki küçük bir tebessümde, belki de hiç planlamadığım bir anda içimi ısıtan bir şeyde bulacağım onu.
__________________
|
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz. Gece yine sessizce indi şehrin üzerine. Sokak lambaları, karanlığı tamamen kovamayacaklarını bilerek titrek ışıklar saçıyor. Rüzgâr, boş kaldırımlarda dolaşıp kendi kendine konuşur gibi uğulduyor. Pencerelerin ardında yarım kalmış cümleler, söylenmemiş sözler asılı duruyor. Bir yerde saat geç olmakta ısrar ediyor, bir yerde ise zaman çoktan durmuş gibi. Perdeler hafifçe kıpırdıyor, sanki gece içeri girmek için izin istiyor. Gökyüzü derin ve koyu; yıldızlar, uzak birer hatıra gibi sadece bakana kendini gösteriyor. Bu saatlerde şehir daha dürüst oluyor. Gürültü azalınca geriye kalan şey, sadece olanlar değil, aynı zamanda olmayanlar. Eksik kalanlar, ertelenenler, unutulmuş gibi yapılanlar… Ve gece, tüm bunları sessizce saklıyor. Sabah geldiğinde kimse fark etmemiş gibi olacak.
__________________
|
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz. Bugün gökyüzü sanki üstüne desenli bir örtü sermiş gibiydi. Bulutlar kalp kalp, yıldız yıldız (gündüz olmasına rağmen ben öyle hayal ettim), aralarından geçen rüzgâr da sanki görünmez çizgiler çiziyordu. Elimdeki uçurtma ise en az gökyüzü kadar süslüydü; üstünde rengârenk çizgiler, küçük yıldızlar ve köşelerinde sallanan minik kurdeleler vardı.
Koşmaya başladım. Uçurtma havalanırken o desenler dans eder gibi hareket etti. Bir an “Acaba uçurtma mı gökyüzüne karışıyor, yoksa gökyüzü mü uçurtmaya?” diye düşündüm. Çocuk olmak böyle bir şey işte; her şeyi biraz karıştırmak ama çok eğlenmek ...
__________________
|
||
| Yer İmleri |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 6 (0 üye ve 6 konuk) | |
|
|