![]() |
|
|||||||
| Üye Günlüğü Günlük tadında, kişisel sayfalarınızı oluşturabileceğiniz bölüm. |
|
|
Konu Araçları |
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz. Bir fincan çayın buharı, dışarıdan gelen hafif bir rüzgâr, sokaktan geçen insanların telaşı… Hepsi hayatın akışını hatırlatıyor..
Ve gece sabaha gebe ..
__________________
|
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Çok muhabbet tez ayrılık getirir” derler ya… bugün bunun ağırlığı çöktü içime. İnsan bazen konuşarak yakınlaştığını sanıyor, oysa her fazla kelime biraz daha tüketiyor gibi. Sanki bazı duygular sessizlikte daha sağlam kalıyor, dile geldikçe anlamını yitiriyor.
Belki de sorun çok konuşmak değil; ölçüsüz olmak. Her şeyi anlatınca geriye anlatacak bir şey kalmıyor. Merak bitiyor, özlem azalıyor. İnsan biraz da içinde sakladıklarıyla derinleşiyor. Bugün şunu düşündüm: Her ilişki biraz susmayı da bilmeli. Çünkü bazı bağlar, kelimelerden çok suskunlukta güçleniyor. Fazla konuşulan yerde, bazen kalp geri çekiliyor. Belki de en doğru mesafe; ne eksik ne fazla… Tam karararında .. Bir önemi yok ki bir önemi olsun ..
__________________
Son düzenleyen: Üzüm; 12 Nisan 2026, 12:49. |
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz. Bugün bir şeyin sonuna tanık oldum.
Sessiz, ağır ve kimsenin yüksek sesle konuşmaya cesaret edemediği bir sona… Kapının önüne bırakılan o ayakkabılar… Sanki hâlâ sahibini bekliyordu. Bağcıkları çözülmemiş, içlerinde yarım kalmış bir yürüyüşün izi vardı. Biraz tozlu, biraz yorgun… ama en çok da kimsesiz. Onu eline alan kişi titriyordu. Gözyaşları ayakkabının üzerine düştü; sanki artık yürüyemeyecek olan o adımları son kez yıkıyordu. Sonra yavaşça çöp kenarına bıraktı. O an, bir insanın yokluğunun ne kadar somut olabileceğini anladım. Garip… Bir insan gider, sesi gider, yüzü gider… ama geriye bazen bir çift ayakkabı kalır. Ve o ayakkabılar, konuşmadan her şeyi anlatır. Orada, çöp kenarında dururken bile, sanki hâlâ bir yere yetişecekmiş gibi duruyordu. Ama artık hiçbir yol onu beklemiyordu. Bugün anladım ki; bazı vedalar kelimelerle değil, sessizce bırakılan eşyalarla yapılır. Acını her bir zerremde hissettim ..
__________________
|
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz. Sonra fark ediyorsun;
Giden gider, ama kalan yine sensin. Ve kendinle kalmayı öğrenmeden, kimseyi gerçekten tutamıyorsun. Gitmek isteyenin kalbi çoktan yola çıkmış oluyor zaten...
__________________
|
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
Gün erken aydı .
İçimde garip bir huzur var sanki her şey başlamadan önceki o kısa an…
__________________
|
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
[SIZE="2"]
Anne, [/SIZE]
Korkma, iyiyim. Burası düşündüğün gibi karanlık değil… Ama yine de sana yazmak istedim. Çünkü içimde hâlâ sana söyleyemediğim şeyler var. Biliyor musun, bazen seni izliyorum. Sessizce. Gözlerin doluyor ya hani… İşte o anlarda koşup sarılmak istiyorum sana. “Ağlama anne, ben buradayım” demek istiyorum ama sesim ulaşmıyor. Ellerim değmiyor. Üşüyorum anne. Ama bu bildiğin gibi değil… Hava soğuk değil burada. Bu biraz sensizlikten. Senin kokun yok, sesin yok, o tanıdık sıcaklık yok. İnsan alışır mı böyle şeylere bilmiyorum… Ben alışamadım. Hatırlıyor musun, küçükken üstümü sıkı sıkı örterdin? Gece korkarsam yanına çağırırdın beni. Şimdi korktuğumda yine seni çağırıyorum içimden… Belki duyarsın diye. Ama üzülme olur mu? Sen güçlü olunca ben de iyi hissediyorum. Gülersen, içim biraz ısınıyor sanki. O yüzden kendine iyi bak. Benim için değil, kendin için. Ben seni bırakmadım anne. Sadece biraz uzağım. Ve hâlâ senin çocuğunum. Üşüyorum anne… Ama en çok seni özlediğimde. Seviyorum seni...
__________________
Son düzenleyen: Üzüm; 16 Nisan 2026, 16:13. |
||
|
|
||
İçeriği görmek için buraya tıklayarak kaydolunuz.
“
Benim yavrum daha çocuktu…” diye başlıyor içimdeki haykırış. Defterini yarım bıraktı, hayallerini yarım bıraktı… Ben de kaldım öyle yarım. Kimine göre bir haber, kimine göre bir sayı… Ama benim için bir dünya gitti. Bir ömür sustu. “Ben şimdi kime ‘yavrum’ diyeceğim?” diye soruyorum boşluğa. Cevap yok. Sadece yankı var… sadece acı. Toprağa değil, kalbime koydum onu ben. Her nefeste biraz daha ağırlaşıyor. Bir annenin feryadı duyulmaz mı? Bu kadar sessizlik nasıl olur? Ben bağırıyorum: “Benim çocuğum vardı!” Ve dünya… duymamış gibi susuyor.
__________________
|
||
| Yer İmleri |
| Şu anda bu konuyu görüntüleyen etkin kullanıcılar: 5 (0 üye ve 5 konuk) | |
|
|